Kısaca: Ne Değişti?
Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 kaldırıldı. Yerine kısmi davaya bir fıkra eklendi: davacı aynı davada bir defaya mahsus, ıslah yapmadan ve tahkikat sona erene kadar talebini artırabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Kanun yalnızca zamanaşımından söz eder; faiz, temerrüt ve hak düşürücü süre hakkında hüküm içermez.
- Zamanaşımı çözüldü: bakiye için dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
- Faiz ve temerrüt çözülmedi: artırılan kısım için artırım tarihinden işler (kanunda düzenleme yok).
- Islah hakkı saklı: artırım ıslahı tüketmez; iki kurum bağımsızdır.
Kanun Değişikliği: Eski ve Yeni Durum
7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; m.19 ve m.20 yayım tarihinde yürürlüğe girdi.
| Madde | Önceki durum | Yeni durum |
|---|---|---|
| HMK m.107 (7589 s.K. m.19) | Belirsiz alacak davası: alacağın miktarını belirlemesi davacıdan beklenemiyorsa asgari bir miktarla dava açılır; miktar belirlenebilir hâle gelince hâkimin vereceği iki haftalık sürede talep ıslahsız kesinleştirilir. | Madde yürürlükten kaldırıldı. Tanım, ıslahsız artırım hükmü ve hâkimin süre verme ödevi metinden çıktı. |
| HMK m.109/4 (7589 s.K. m.20) | Kısmi davada bakiye alacak ancak ıslahla veya ek davayla istenebiliyordu; ıslah/ek dava tarihine kadar bakiye için zamanaşımı işlemeye devam ediyordu. | Aynı davada bir defaya mahsus, ıslahsız ve tahkikat sonuna kadar talep artırımı. Artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. |
| Geçiş hükmü | — | 31 Temmuz 2026 öncesinde açılmış belirsiz alacak davalarında eski m.107 uygulanmaya devam eder. Derdest kısmi davalar için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmedi. |
HMK m.109’a eklenen fıkra (Resmî Gazete metni)
(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Talep Artırımı ile Islah Aynı Şey Değil
m.109/4 ile gelen imkân, ıslahın yanına eklenen ayrı bir usul işlemidir. Talep artırımı yalnızca parasal miktarı yükseltir; ıslah ise davanın temelini değiştirebilir. Biri kullanılınca diğeri sona ermez. Uygulamada önerilen sıra: önce artırım, ıslah ise bozma veya kaldırma sonrası yeni bir hesap çıkarsa kullanılmak üzere saklanır.
| Ölçüt | Talep artırımı (m.109/4) | Islah (m.176 vd.) |
|---|---|---|
| Kapsam | Yalnızca aynı talebin parasal miktarı | Vakıalar, dava sebebi, talep sonucu; yeni kalem eklenebilir (tam/kısmi ıslah) |
| Kaç kez | Aynı davada bir defa | Aynı davada bir defa (ayrı ve bağımsız hak) |
| Zaman sınırı | Tahkikatın sona ermesine kadar | Tahkikatın sona ermesine kadar (HMK m.177) |
| Harç | Artırılan miktar üzerinden nispi tamamlama harcı | Islah harcı |
| Zamanaşımı | Artırılan kısım için dava tarihinde kesilmiş sayılır (m.109/4) | Islah tarihinde kesilir (yerleşik uygulama) |
| Faiz ve temerrüt | Kanunda düzenleme yok; doktrinde artırım tarihi esas alınıyor | Islah tarihinden (yerleşik uygulama) |
| Diğer hakka etkisi | Islah hakkını tüketmez | Artırım hakkını tüketmez |
Dilekçede yer almayan yeni bir talep kalemi (örneğin alacak davasına ayrıca bir malın teslimi talebinin eklenmesi) talep artırımı değil, talep yığılmasıdır ve ancak ıslahla yapılabilir. Buna karşılık katılma alacağı davasında tahkikat sırasında ortaya çıkan yeni bir taşınmaz, aynı talebin parasal miktarını artırdığından 109/4 kapsamında değerlendirilebilir.
m.109/4 Neyi Dava Tarihine Çeker, Neyi Çekmez?
Dava açmanın maddi hukuka ilişkin sonuçları birden fazladır: zamanaşımının kesilmesi, hak düşürücü sürenin korunması, temerrüt ve faizin işlemeye başlaması. Kanun koyucu bunlardan yalnızca zamanaşımını artırılan kısım için dava tarihine çekmiştir. Doktrinde bunun bilinçli bir boşluk olduğu ve kıyas yoluyla diğer sonuçlara genişletilemeyeceği savunulmaktadır. Yargıtay’ın bu konuda henüz yerleşik bir kararı yoktur.
Zamanaşımı
Dava tarihine çekilirKanunun açık hükmü: artırılan kısım için zamanaşımı ilk kısmi davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır. Önceki uygulamada Yargıtay, kısmi davada saklı tutulan kısım için zamanaşımının kesilmediğini ve ıslahla artırılan kısma karşı ıslah tarihine göre zamanaşımı def’i ileri sürülebileceğini kabul ediyordu (22. HD E.2013/9563 K.2013/10797). Anayasa Mahkemesi ise bilirkişi incelemesi gerektiren alacaklarda ıslahla artırılan kısmın zamanaşımından reddini mahkemeye erişim hakkının ihlali saymıştı (Çetin Akboğa [GK] B.No 2019/430; Hüseyin Berat Şengül B.No 2019/22031; Osman Güneş B.No 2022/42158). Yeni fıkra bu ihlal içtihadının kanunlaşmış hâli olarak okunabilir.
Faiz başlangıcı
Artırım tarihinde doğarMetinde faizden söz edilmiyor. Kısmi davaya ilişkin yerleşik uygulamada sonradan istenen kısım için faiz, o kısmın talep edildiği tarihten işler. İlk dilekçede faiz istenmişse, artırım dilekçesinde tekrar edilmese bile artırılan kısma da sirayet eder (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.2017/8 K.2019/3, 24.05.2019); ancak bu karar faizin başlangıcını değil, faiz talebinin varlığını çözer. Başlangıç tarihi geriye çekilmez.
Temerrüt
Artırım tarihinde doğarDavadan önce ihtarla temerrüde düşürülmemişse, dava dilekçesi yalnızca dava edilen kısım için temerrüt doğurur. Artırılan kısım için temerrüt artırım tarihinde gerçekleşir.
Hak düşürücü süre
Artırım tarihinde doğarZamanaşımından farklı olarak hak düşürücü süre dolduğunda hak sona erer ve def’i gerektirmez. 109/4 yalnızca zamanaşımını düzenlediğinden, hak düşürücü süreye tabi alacaklarda bakiyenin baştan dava edilmesi gerekir.
Derdestlik ve dava açmanın usul sonuçları
Artırım tarihinde doğarDava yalnızca dava edilen kısım için derdesttir; artırılan kısım için usul sonuçları artırım tarihinde doğar.
Belirsiz Alacak Davası Bundan Sonra Açılabilir mi?
Bu, yeni dönemin en temel tartışmasıdır ve iki karşıt görüş vardır.
Açılabilir görüşü (doktrin)
Dava türleri usul kanununda düzenlendiği için var olmaz. 1927 tarihli HUMK 84 yıl boyunca hiçbir dava türünü düzenlemediği hâlde tespit davası, kısmi dava ve terditli dava açılmıştır; belirsiz alacak davası da Almanya’da 1880’lerden beri kanuni düzenleme olmadan uygulanır. m.107’nin kaldırılmasıyla yalnızca tanım, ıslahsız artırım hükmü ve hâkimin süre verme ödevi kalkmıştır; dava hakkı maddi hukuka ve hukuki korunma ihtiyacına dayandığından, gerçekten belirlenemeyen alacaklarda (bedensel zarar, destekten yoksun kalma, katılma alacağı, hekim sorumluluğu) bu dava açılmaya devam edebilir. Bu görüş TBB Eğitim Merkezi’nin eğitiminde Prof. Dr. Oğuz Atalay tarafından savunulmuştur.
Karşı görüş ve uygulama riski
Kanun gerekçesi kurumun “tartışmalara ve hak kayıplarına yol açtığı” için kaldırıldığını ve imkânlarının kısmi davaya aktarıldığını söyler. Bu okumaya göre kanun koyucu bilinçli bir tercih yapmıştır; mahkemeler belirsiz alacak davası olarak açılan bir davayı ya kısmi dava olarak nitelendirir ya da hukuki yarar yokluğundan reddeder. Aynı eğitimde de bu yönde kararlar geleceği ve meselenin Anayasa Mahkemesi önüne gidebileceği öngörülmüştür. Önceki dönemde de belirlenebilir alacağın belirsiz alacak davasıyla istenmesi hukuki yarar yokluğundan ret sebebiydi (HGK E.2015/1540 K.2015/1590; HGK E.2015/2357 K.2018/1748); Anayasa Mahkemesi bu tür bir reddi mahkemeye erişim hakkının ihlali saymış (İsmail Avcı, B.No 2019/12190, 22.02.2022), Yargıtay 11. HD ise kısmi dava koşulları varsa davanın doğrudan kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini belirtmiştir (E.2022/4021 K.2024/323). Mahkeme uygulaması netleşene kadar bu yol ciddi bir usul riski taşır.
Derdest Davalar: Geçiş Sorunları
Geçiş hükmü yalnızca yürürlükten önce açılmış belirsiz alacak davalarını düzenler; sürmekte olan kısmi davalar için açık bir kural yoktur. Ölçüt HMK m.448’dedir: “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” Usul kuralları derdest davalara hemen uygulanır; tamamlanmış bir usul aşaması yeni kurala göre yeniden açılmaz. Bu ölçüte dayanan iki doktrin görüşü aynı sonuca varır: Atalay, tahkikatı süren kısmi davalarda artırımın yapılabileceğini; Çelik Ahmet Çelik ise fıkranın yürürlükten önce açılan kısmi davaya uygulanabileceğini, ancak dava değerinin henüz artırılmamış olması şartıyla, savunur. Aşağıdaki değerlendirmeler doktrin görüşüdür, içtihat değildir.
| Durum | Değerlendirme |
|---|---|
| Yürürlükten önce açılmış, tahkikatı süren, ıslah yapılmamış kısmi dava | Usul kuralları tamamlanmamış işlemlere derhal uygulanır. Tahkikat sürdüğüne göre 109/4 artırımı yapılabilir ve artırılan kısım için zamanaşımı ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır (doktrin görüşü). |
| Bakiye için zamanaşımı yürürlükten önce dolmuş, ancak def’i ileri sürülmemiş ve tahkikat sürüyor | Zamanaşımı hakkı düşürmez, borçluya def’i hakkı verir. Artırım yapıldığında 109/4 gereği zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacağından def’inin işlemeyeceği savunulmaktadır. En tartışmalı senaryo budur. |
| Islah yapılmış, karşı taraf zamanaşımı def’ini ileri sürmüş, karar henüz verilmemiş | Kullanılmış bir def’i hakkı sonradan gelen usul kuralıyla ortadan kaldırılamaz; tamamlanmış işlem sayılır. |
| Kesinleşmiş kararla zamanaşımı nedeniyle reddedilen bakiye | Yeni hükümden yararlanma imkânı yoktur. |
| Yürürlükten önce açılmış belirsiz alacak davası | Geçiş hükmü gereği eski m.107 aynen uygulanır; bozma veya kaldırma sonrası belirleme de eski usule göre yapılır. |
| İstinaf kaldırma veya Yargıtay bozma kararından sonra yeniden tahkikat | Tahkikat devam ediyor sayıldığından, ıslaha ilişkin içtihada paralel biçimde 109/4 artırımının bu aşamada da yapılabileceği savunulmaktadır. Belirsiz alacak davasında Yargıtay, bozma sonrası alınan rapora göre yapılan ilk gerçek artırıma değer verilmesini (HGK E.2022/1193 K.2023/983) ve m.107 artırımı ile ıslahın ayrı haklar olduğunu (4. HD E.2022/9747 K.2022/14969) kabul etmişti. Kısmi davada ikinci bir 109/4 artırımı metne göre mümkün değildir; kalan yol ıslahtır. |
Dilekçe Uygulaması: Kontrol Listesi
Kısmi dava dilekçesinde
- Dava konusu satırı: talebin “… TL’lik kısma ilişkin kısmi alacak talebi” olduğu açıkça yazılır.
- Açıklamalarda: alacağın toplamının daha yüksek olduğu ve şimdilik bir kısmının dava edildiği belirtilir. HMK m.109/2 gereği açık feragat yoksa kalan kısımdan vazgeçilmiş sayılmaz; yine de irade netleştirilir.
- Netice-i talepte: fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve bakiye için m.109/4 uyarınca talep artırım hakkının saklı olduğu ifade edilebilir.
- Faiz: ayrı bir alacak kalemi olduğundan açıkça istenir; “fazlaya ilişkin haklar saklı” ibaresi faizi kapsamaz.
- Hak düşürücü süreli veya faiz hassasiyeti yüksek kalemler: belirlenebilen miktar baştan tam olarak dava edilir; artırım bu sonuçları kurtarmaz.
Talep artırım dilekçesinde
- Başlık ve dayanak: “HMK m.109/4 uyarınca talep artırım dilekçesi”; ilk dava tarihi, ilk talep miktarı ve artırılan yeni miktar açıkça yazılır.
- Islah değildir kaydı: işlemin ıslah olmadığı ve bakiye için ıslah hakkının saklı tutulduğu belirtilir; tutanağa “ıslah” yazılırsa itiraz edilir.
- Harç: artırılan miktar için nispi tamamlama harcının hesaplanmasına yönelik süre talep edilir.
- Zamanlama: bilirkişi raporlarına itirazlar sonuçlanmadan artırım yapılmaz; tek hak erken tüketilmemelidir. Tahkikatın bitirilmesi ihtimaline karşı celse öncesinde dilekçe sunulur.
- Arabuluculuk: aynı davada artırım için yeniden başvuru gerekmez.
İçtihatla Netleşecek Gri Alanlar
Hâkim süre vermezse
Eski m.107 hâkime iki haftalık süre verme ödevi yüklüyordu; m.109/4’te böyle bir ödev yok. Artırım fırsatı tanınmadan davanın kısmi olarak karara bağlanması hâlinde hak arama özgürlüğü tartışması yeniden gündeme gelebilir. Süreyi beklemeden, bilirkişi itirazları sonuçlandığında artırım dilekçesinin verilmesi önerilmektedir.
Ek davanın hukuki yararı
Artırım imkânı varken bakiye için ayrı ek dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı yönünde kararlar çıkabilir. Ek dava açılsa bile, kanun "artırılan kısım" dediği için ek davanın zamanaşımı ilk davanın tarihine çekilmez; davaların birleştirilmesi bu sonucu değiştirmez.
Tutanakta "ıslah" ifadesi
Talep artırımının duruşma tutanağına ıslah olarak geçirilmesi, ileride ıslah hakkının tüketilip tüketilmediği tartışmasına yol açar. Dilekçede ve duruşmada işlemin adının açıkça belirtilmesi ve tutanağa itiraz edilmesi gerekir.
Sehven "belirsiz alacak davası" yazılmış dilekçe
Miktar biliniyor ve "şimdilik şu kadarı" deniyorsa irade kısmi dava yönündedir. Davanın hukuki nitelendirmesi hâkime ait olduğundan, vakıa ve talep değiştirilmeden verilecek bir beyan dilekçesiyle niteliğin açıklanabileceği savunulmaktadır.
Kısmi dava belirsiz alacak davasına dönüşmez
Yargıtay’ın önceki içtihadına göre kısmi dava sonradan belirsiz alacak davasına çevrilemez; tersine, açıkça belirsiz alacak davası olarak açılan dava da hâkim tarafından resen kısmi davaya dönüştürülemez (HGK E.2015/450 K.2018/337, taleple bağlılık). Dava türü seçimi başta yapılmalıdır.
Tahkikatın bitişi
Artırım ve ıslah tahkikat sona erene kadar yapılabilir. Aynı celsede tahkikatın bitirilip sözlü yargılamaya geçilmesi hâlinde kapı kapanır. "Dilekçelerimizi tekrar ederiz" beyanı artırım talebini içermez.
Asgari ücret artışıyla büyüyen alacak
Dava sürerken hesap ölçütü değiştiği için artan miktar, yeni dava değil 109/4 artırımıyla istenebilir. Artırım hakkı kullanıldıysa geriye ıslah kalır.
Adli yardımın etkin kullanımı
Belirsiz alacak davasının yaygınlaşmasının bir nedeni düşük harçla dava açma imkânıydı. Harç yükünü karşılayamayan davacı için kanunun öngördüğü asıl yol adli yardımdır (HMK m.334 vd.); kısmi dava döneminde bu kurumun daha etkin kullanılması gerekeceği doktrinde vurgulanmaktadır.
Kalem bazında karma açma alışkanlığı
İşçilik alacaklarında bazı kalemleri belirsiz, bazılarını kısmi açma uygulaması dayanağını yitirdi. Tüm kalemler kısmi açılabilir; tek dikkat noktası hak düşürücü süreye tabi kalemlerdir.
Düzenlemeye Yönelik Eleştiriler
Tazminat hukuku yazarı Çelik Ahmet Çelik, kamuya açık paylaşımlarında m.109/4’ün belirsiz alacak davasının yerini tutamayacağını ve hükmün iptali için gerekçe oluşturduğunu savunmaktadır. Eleştiri, kanunun “bir defaya mahsus” sınırı ile ıslahın tek seferlik olması arasındaki kesişimde yoğunlaşır. Aşağıdaki başlıklar bu görüşün özetidir; paylaşımlarda değişiklik maddeleri m.20 ve m.21 olarak anılmakla birlikte Resmî Gazete metninde m.19 ve m.20’dir.
Tanımlayıcı hükümler zamanla kısıtlayıcı olur
Dava değerinin artırılması gibi ayrıntıların öğretiye ve içtihada bırakılması gerektiği; kanuna konulan "bir defaya mahsus" sınırının ileride uygulamayı daraltacağı savunulmaktadır.
Artırım zaten ıslah değildi
Islah, o güne kadarki usul işlemlerinin geçersiz sayılması veya değiştirilmesidir. Dava değerinin artırılması ise o güne kadarki usul işlemlerinin sonucu ve devamıdır; bunu "ıslah" ve "yeni dava" sayıp davalıya zamanaşımı def’i tanıyan uygulamanın baştan hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
İkinci artırım yine ıslaha ve zamanaşımına takılır
İlk artırımdan sonra yeni kusur veya hesap raporu alınır, asgari ücret değişir ya da hâkim resen yeni hesap yaptırırsa, ikinci artırım ıslah sayılacak (HMK m.176/2: bir kez), davalı zamanaşımı def’i ileri sürebilecek ve kanıtlanan alacağın bir kısmı yine kaybedilecektir.
İstinaf aşamasında çıkmaz
HMK m.357/1 gereği istinafta ıslah yapılamaz. İlk derecede reddedilen rapor itirazı istinafta kabul edilip daha yüksek bir tazminat çıkarsa, belirsiz alacak davasında mümkün olan istinaf aşamasındaki artırım kısmi davada yapılamayacaktır.
Ölüm ve bedensel zararlarda "kısmi alacak" yoktur
Tazminatın tamamı ancak yargılama sonunda belli olan davalarda "alacağın kalan kısmı"ndan söz edilemeyeceği; kusur sıfır çıkarsa, destek ilişkisi kabul edilmezse veya dava öncesi ödeme yeterli bulunursa davanın reddi hâlinde davalı lehine yüksek nispi vekâlet ücretinin haksızlık doğuracağı vurgulanmaktadır.
Aynı yazar, Anayasa Mahkemesi’nin uzun süren yargılamalarda ıslahla artırılan kısmın zamanaşımından reddini mahkemeye erişim hakkının ihlali sayan kararlarına (Hüseyin Berat Şengül, B.No 2019/22031, 10.07.2024; Osman Güneş, B.No 2022/42158, 04.12.2025, RG 12.02.2026) dikkat çekmektedir. Bu kararlar, ikinci artırımın ıslah sayılıp zamanaşımına takıldığı senaryolarda yeniden yargılama yolunu açık tutan bir dayanak olarak değerlendirilebilir.
Aynı Paketteki Diğer Usul Değişiklikleri
7589 sayılı Kanun, HMK’da belirsiz alacak davası dışında da değişiklik yaptı. Kısmi dava uygulamasını dolaylı etkileyen başlıklar aşağıdadır; tam madde metinleri için 12. Yargı Paketi rehberine bakabilirsiniz.
Duruşmalar arası en çok üç ay (HMK m.147/3)
Yazılı yargılama usulünde duruşma araları kural olarak üç ayı geçemez; bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre verebilir.
E-duruşmada elle imza (HMK m.149/4)
Ses ve görüntü nakliyle duruşmaya katılanlar için, ikrar, yemin, feragat, kabul ve sulh dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz. Yürürlük: yayımdan üç ay sonra (31 Ekim 2026).
Birleştirme kararının bağlayıcılığı (HMK m.166, m.168)
İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararıyla ancak kararın kesinleşmesinden itibaren bağlıdır; birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolları yeniden düzenlendi.
İstinaf sonrası temyiz sınırı (HMK m.362/3)
Bölge adliye mahkemesinin esas hakkında yeniden verdiği kararlarda temyiz edilebilirlik, kabul veya reddedilen kısmın m.341/2’deki parasal sınırı aşmasına bağlandı; yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar temyiz edilemez.
Hukuki konuda bilirkişi yasağı ve hâkime uyarma (HSK m.63)
Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurmak, Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda uyarma cezası gerektiren hâller arasına alındı. HMK m.266’daki yasağın disiplin yaptırımıyla desteklenmesi amaçlanıyor.
Bu Süreçte İşinize Yarayacak Araçlar
- 12. Yargı Paketi — Tüm Maddeler7589 sayılı Kanunun Resmî Gazete metni, madde madde özetler ve geçiş hükümleri.
- Peşin Harç HesaplamaKısmi davada ilk talep ve artırım için nispi harç tutarını hesaplayın.
- Yasal Faiz HesaplamaDava ve artırım tarihlerine göre faiz farkını görün.
- Süre HesaplamaZamanaşımı ve hak düşürücü süre tarihlerini hesaplayın.
- Islah Dilekçesi İskeletiIslah ile talep artırımını ayıran dilekçe iskeleti için istem şablonu.
- Arabuluculuk Ücreti HesaplamaDava şartı arabuluculuk aşamasının tahmini maliyetini öğrenin.
Sık Sorulan Sorular
Belirsiz alacak davası gerçekten kaldırıldı mı?
Evet. 7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle 6100 sayılı HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı; hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları, geçiş hükmü gereği eski m.107'ye göre görülmeye devam eder.
HMK m.109/4 ne getiriyor?
Kısmi davada davacı, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan, tahkikat sona erene kadar talep konusunu artırabilir. Bunun için ıslah gerekmez ve ıslah hakkı tüketilmez. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, ilk kısmi davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır.
Talep artırımı ile ıslah arasındaki fark nedir?
Talep artırımı yalnızca aynı talebin parasal miktarını yükseltir; vakıa veya yeni bir talep ekleyemez. Islah ise dava sebebini, vakıaları ve talep sonucunu değiştirebilen ayrı bir usul kurumudur (HMK m.176 vd.). İkisi birbirinden bağımsızdır: artırım hakkı kullanıldıktan sonra ıslah hakkı devam eder. Uygulamada tutanağa "ıslah etti" yazılmasının ıslah hakkını fiilen tüketebileceği için artırım dilekçesinde bunun bir ıslah olmadığının açıkça belirtilmesi önerilmektedir.
Artırılan kısım için faiz ne zamandan işler?
Kanun metni yalnızca zamanaşımını dava tarihine çeker; faiz, temerrüt ve hak düşürücü süre hakkında bir düzenleme içermez. Doktrinde bunun bilinçli bir tercih olduğu ve artırılan kısım için faizin artırım tarihinden işleyeceği savunulmaktadır. Yargıtay uygulaması henüz oluşmamıştır; faizin dava tarihine çekilmesi yönünde bir içtihat gelişip gelişmeyeceği belirsizdir.
Bugünden sonra belirsiz alacak davası açılabilir mi?
Tartışmalıdır. Bir görüşe göre dava türleri usul kanununda yazdığı için değil, maddi hukuktaki hukuki korunma ihtiyacı nedeniyle vardır; m.107 kaldırılsa da gerçekten belirlenemeyen alacaklar için bu dava açılabilir. Karşı görüş, kanun koyucunun kurumu bilinçli olarak kaldırdığını ve mahkemelerin böyle bir davayı kısmi dava olarak nitelendireceğini ya da hukuki yarar yokluğundan reddedeceğini savunur. Mahkeme uygulaması netleşene kadar bu yol ciddi bir usul riski taşır.
Yürürlükten önce açılmış kısmi davalarda 109/4 uygulanır mı?
Kanunda derdest kısmi davalar için özel bir geçiş hükmü yoktur. HMK m.448’deki "tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır" kuralından hareketle, tahkikatı sürmekte olan kısmi davalarda da 109/4 artırımının yapılabileceği savunulmaktadır. Buna karşılık, zamanaşımı def’inin daha önce ileri sürülüp karara bağlandığı veya kesinleşmiş dosyalarda geriye dönüş mümkün görünmemektedir.
Kısmi dava dilekçesinde hangi ifade kullanılmalı?
Dilekçenin dava konusu bölümünde talebin kısmi alacak talebi olduğu, açıklamalarda alacağın tamamının daha yüksek olduğu ve şimdilik bir kısmının dava edildiği açıkça yazılmalıdır. Netice-i talepte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ve bakiye için HMK m.109/4 uyarınca talep artırım hakkının saklı olduğu belirtilebilir. Faiz alacağı ayrı bir kalem olduğundan açıkça istenmelidir.
Talep artırımı için yeniden arabulucuya gidilmesi gerekir mi?
Aynı davada yapılan talep artırımı için yeniden arabuluculuk başvurusu gerekmediği kabul edilmektedir; dava şartı arabuluculuk, arabuluculuk tutanağında müzakere edilen alacak kalemi için bir kez yerine getirilmiştir. Belirsiz alacak davasında talep artırımı için de aynı uygulama geçerliydi.
Mevzuat ve Kaynaklar
Mevzuat
- 7589 sayılı Kanun m.19 (HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılması), m.20 (HMK m.109/4) ve geçiş hükmü — 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete
- 6100 sayılı HMK m.109 (kısmi dava), m.141 (iddianın genişletilmesi yasağı), m.176-182 (ıslah), m.357 (istinafta yapılamayacak işlemler), m.448 (zaman bakımından uygulama)
- 6098 sayılı TBK m.154 (zamanaşımının kesilmesi), m.117 (temerrüt)
Kaynak kararlar
- Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/8, K. 2019/3, T. 24.05.2019 (kısmi davada ıslahla artırılan kısma dava dilekçesindeki faiz talebinin sirayeti)
- Yargıtay HGK, E. 2015/1540, K. 2015/1590, T. 17.06.2015 (belirli, belirlenebilir ve belirsiz alacak ayrımı)
- Yargıtay HGK, E. 2015/2357, K. 2018/1748, T. 20.11.2018 (belirlenebilir alacakta belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğundan reddi)
- Yargıtay HGK, E. 2015/450, K. 2018/337, T. 28.02.2018 (belirsiz alacak davasının resen kısmi dava olarak sonuçlandırılamayacağı)
- Yargıtay HGK, E. 2022/1193, K. 2023/983, T. 18.10.2023 (bozma sonrası rapora göre yapılan artırıma değer verilmesi)
- Yargıtay 22. HD, E. 2013/9563, K. 2013/10797, T. 14.05.2013 (kısmi davada saklı tutulan kısım için zamanaşımının kesilmemesi)
- Yargıtay 4. HD, E. 2022/9747, K. 2022/14969, T. 21.11.2022 (belirsiz alacak davasında m.107 artırımı ve ıslahın ayrı haklar olması)
- Yargıtay 11. HD, E. 2022/4021, K. 2024/323, T. 16.01.2024 (koşulları yoksa belirsiz alacak davasının kısmi dava olarak görülmesi)
- AYM, İsmail Avcı, B. No: 2019/12190, T. 22.02.2022 (belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğundan reddi, mahkemeye erişim)
- AYM, Çetin Akboğa [GK], B. No: 2019/430, T. 23.03.2023 (ıslahla artırılan kısmın zamanaşımından reddi)
- AYM, Hüseyin Berat Şengül, B. No: 2019/22031, T. 10.07.2024 (ıslahla artırılan kısmın zamanaşımından reddi)
- AYM, Osman Güneş, B. No: 2022/42158, T. 04.12.2025, RG 12.02.2026/33166 (ıslahla artırılan kısmın zamanaşımından reddi, yeniden yargılama)
Doktrin
- Türkiye Barolar Birliği Eğitim Merkezi, “Belirsiz Alacak Davası ve Kısmi Dava” çevrim içi eğitimi, konuşmacı Prof. Dr. Oğuz Atalay (2026-2027 adli yılı açılışı; kayıt TBB TV’de yayımlanmaktadır)
- Çelik Ahmet Çelik, HMK m.109/4 ve derdest kısmi davalara uygulanması hakkında kamuya açık değerlendirmeler (25.08.2026, 28.08.2026 ve 03.09.2026)
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Doktrin görüşü olarak işaretlenen değerlendirmeler yerleşik içtihat değildir ve ilk Yargıtay kararlarıyla değişebilir. Somut dosyanız için bir avukattan profesyonel destek almanız önerilir.