TMK m. 161–184

Boşanma Süreci Asistanı

Durumunuza göre anlaşmalı mı çekişmeli mi boşanma yolunun uygun olduğunu, dayanabileceğiniz sebebi, hak düşürücü sürelerin son gününü ve sürecin mali sonuçlarını öğrenin.

Kimin için bakıyorsunuz?

Rol yalnızca anlatım dilini ve teknik ayrıntı düzeyini değiştirir; hukuki sonuç aynıdır.

  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4

Adım 1 / 4

Eşinizle anlaşıyor musunuz?

Boşanmanın tüm sonuçlarında (velayet, nafaka, mal paylaşımı, tazminat) uzlaşma olup olmadığı, izlenecek yolu doğrudan belirler.

Boşanma Süreci Rehberi

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki fark

Anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3), evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin boşanmanın tüm sonuçlarında uzlaşması hâlinde kullanılabilen hızlı yoldur. Eşler mahkemeye birlikte başvurur ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul eder. Hâkim tarafları bizzat dinler, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve protokolü uygun bulursa boşanmaya karar verir.

Çekişmeli boşanmada ise taraflardan biri bir boşanma sebebine dayanarak dava açar ve bu sebebi ispatlamak zorundadır. Kusur değerlendirmesi yapılır; tazminat ve nafaka talepleri kusura göre karara bağlanır. Süreç, delil toplama, tanık dinleme ve bilirkişi incelemesi nedeniyle anlaşmalı boşanmaya göre belirgin biçimde uzundur.

Evlilik bir yılı doldurmamışsa taraflar tam uzlaşma içinde olsalar dahi anlaşmalı boşanma yolu kullanılamaz; dava genel sebebe dayalı olarak çekişmeli görülür. Bu hâlde çoğu durumda evliliğin bir yılı doldurmasını beklemek daha hızlı ve düşük maliyetlidir.

Boşanma sebepleri ve hak düşürücü süreler

Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini özel ve genel olmak üzere ikiye ayırır. Özel sebepler de kendi içinde mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılır. Mutlak sebeplerde (zina — TMK m. 161; hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış — TMK m. 162) sebep ispatlandığında hâkim, ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmadan boşanmaya karar verebilir.

Nispi sebeplerde (suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme — TMK m. 163; terk — TMK m. 164; akıl hastalığı — TMK m. 165) sebebin ispatı tek başına yeterli değildir; ayrıca ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle geldiği değerlendirilir.

Zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebepleri hak düşürücü süreye tâbidir: dava hakkı, davaya hakkı olan eşin sebebi öğrenmesinden başlayarak 6 ay ve her hâlde olayın üzerinden 5 yıl geçmekle düşer. Bu süreler maddi hukuk süreleridir; adli tatil bunları uzatmaz. Süre geçtikten sonra özel sebebe dayanılamaz, ancak koşulları varsa genel sebebe geçilebilir.

Genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) için hak düşürücü süre yoktur. Ayrıca boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden başlayarak 1 yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m. 166/4). Bu süre 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir.

Terkte ihtarın usulü ve zamanlaması

Terk sebebiyle boşanma (TMK m. 164), uygulamada en çok usul hatası yapılan sebeptir. Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmiş ya da haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemiş olmalı; ayrılık en az altı ay sürmüş ve devam etmekte olmalıdır.

İhtar, davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter tarafından, esas incelenmeksizin yapılır. İhtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar bildirilir. Kanun iki sınır koyar: boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Ortak konuta dönmemekte haklı bir sebep — örneğin şiddet — varsa terk sebebi oluşmayabilir.

Boşanmanın mali sonuçları: nafaka, tazminat ve mal rejimi

Dava süresince hâkim, eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır; tedbir nafakası bu kapsamdadır (TMK m. 169). Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175).

Velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır (iştirak nafakası — TMK m. 182). Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174).

Mal rejiminin tasfiyesinde belirleyici olan evlilik tarihidir. 1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde yasal rejim edinilmiş mallara katılmadır; katılma alacağı ve değer artış payı hesaplanır. Daha önce evlenmiş eşlerde 1 Ocak 2002'ye kadarki dönem mal ayrılığına tâbi kalır ve bu dönem için katkı payı alacağı istenir (4722 sayılı Yürürlük Kanunu m. 10). Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava ile istenebilir ve nispi harca tâbidir.

Boşanma yerine ayrılık davası

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m. 167). Ayrılıkta evlilik birliği hukuken devam eder; yalnızca birlikte yaşama yükümlülüğü kalkar. Bu yol, tarafların ortak hayatı yeniden kurma ihtimalini korumak istediği durumlarda tercih edilir.

Boşanma sebebi ispatlanırsa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez; dava boşanmaya ilişkinse ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa hükmedilebilir (TMK m. 170).

Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilir ve süre, ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m. 171). Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer; ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu ikinci davada, ilk davada ispatlanmış olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur (TMK m. 172). Mahkeme ayrıca, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre sözleşmeyle kabul edilmiş mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 180).

Boşanmadan sonra: soyadı, bekleme süresi, miras ve zamanaşımı

Boşanan kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim kocanın soyadını taşımasına izin verir (TMK m. 173).

Evlilik sona erdikten sonra kadın üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez; doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâlinde mahkeme bu süreyi kaldırır (TMK m. 132).

Boşanan eşler bu sıfatla birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler (TMK m. 181).

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Nafaka veya tazminat talebi boşanma davasında ileri sürülmediyse bu süre içinde ayrı dava açılması gerekir.

Dava şartı arabuluculuk boşanmada uygulanmaz

Dava şartı olarak arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B ile sınırlı sayıda uyuşmazlık için öngörülmüştür: kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.

Boşanma davası ile nafaka, tazminat ve velayet gibi fer'î sonuçları bu listede yer almaz. Dolayısıyla boşanma davası açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu yoktur; doğrudan Aile Mahkemesinde dava açılır.

Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Arabuluculuğa elverişli aile hukuku uyuşmazlıklarında anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh incelemesi, dosya üzerinden değil duruşmalı olarak yapılır (6325 s. K. m. 18/3).

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar gerekir?

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında bir protokol düzenlenmesi gerekir. Hâkim tarafları bizzat dinler ve protokolü uygun bulursa boşanmaya karar verir (TMK m. 166/3).

Çekişmeli boşanmada en sık kullanılan sebep nedir?

En sık kullanılan sebep, "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" yani şiddetli geçimsizliktir (TMK m. 166/1). Bu genel sebep için hak düşürücü süre yoktur; ancak geçimsizliğin tanık, mesaj ve belgelerle ispatı gerekir.

Zinaya dayalı boşanma davasını ne kadar süre içinde açmalıyım?

Zina mutlak bir boşanma sebebidir. Dava hakkı, eşin zinayı öğrenmesinden başlayarak 6 ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer (TMK m. 161). İki süreden hangisi önce dolarsa dava hakkı o tarihte sona erer. Süre geçerse zinaya değil, koşulları varsa genel sebebe dayanılabilir.

Terk sebebiyle boşanma davası ne zaman açılabilir?

Ayrılığın en az 6 ay sürmüş ve devam ediyor olması gerekir. İhtar isteminde ayrılığın dördüncü ayı bitmeden bulunulamaz; hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir ve ihtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz (TMK m. 164). Bu koşullardan geç dolan belirleyicidir; erken açılan dava reddedilebilir.

Boşanmada hangi nafaka türleri vardır?

Dava süresince tedbir nafakası (TMK m. 169), boşanma sonrası yoksulluğa düşecek taraf için yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ve çocuk için iştirak nafakası (TMK m. 182) söz konusu olabilir. Ayrıca kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddi/manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174).

Nafaka hangi hâllerde kendiliğinden kalkar veya kaldırılır?

İrat biçiminde ödenen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176/3).

Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168).

Boşanma davasından önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu?

Hayır. Dava şartı olarak arabuluculuk, 6325 sayılı Kanun m. 18/B'de sınırlı sayıda uyuşmazlık için öngörülmüştür: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır/taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı. Boşanma davası ve nafaka, tazminat, velayet gibi fer'î sonuçları bu listede yer almaz; doğrudan Aile Mahkemesinde dava açılır. Taraflar isterse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir; aile hukuku uyuşmazlıklarında anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi duruşmalı inceleme ile verilir (m. 18/3).

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde yasal mal rejimi "edinilmiş mallara katılma"dır; tasfiyede katılma alacağı ve değer artış payı hesaplanır (TMK m. 218 vd.). Daha önce evlenmiş eşlerde 1 Ocak 2002'ye kadarki dönem mal ayrılığına tâbidir ve o dönem için Yargıtay içtihadıyla gelişen "katkı payı alacağı" istenir (4722 sayılı Yürürlük Kanunu m. 10). Bu nedenle 2002 öncesi evliliklerde tasfiye iki dönemli yapılır.

Boşandıktan sonra nafaka veya tazminat davasını ne kadar sürede açmalıyım?

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlayarak 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178). Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat gibi talepler boşanma davasında ileri sürülmediyse bu bir yıllık süre içinde ayrı dava ile istenmelidir.

Reddedilen boşanma davasından sonra yeniden ne zaman dava açabilirim?

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 1 yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK m. 166/4). Bu süre 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir.

Boşanma yerine ayrılık davası açabilir miyim?

Evet. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma dilerse ayrılık isteyebilir (TMK m. 167). Ayrılığa 1 yıldan 3 yıla kadar bir süre için karar verilir ve süre, kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar (TMK m. 171). Süre bitince ayrılık kendiliğinden sona erer; ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK m. 172).

Boşandıktan sonra kadın ne zaman yeniden evlenebilir, soyadı ne olur?

Evlilik sona erdikten sonra kadın 300 gün geçmedikçe evlenemez; doğurmakla bu süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâlinde mahkeme bekleme süresini kaldırır (TMK m. 132). Soyadı bakımından boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya zarar vermeyeceği ispatlanırsa hâkim izin verebilir (TMK m. 173).

Boşanan eşler birbirine mirasçı olur mu?

Hayır. Boşanan eşler bu sıfatla birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Boşanma davası devam ederken ölen eşin mirasçılarından biri davaya devam eder ve diğer eşin kusuru ispatlanırsa da aynı sonuç doğar (TMK m. 181).

Boşanma davası açmak ne kadara mal olur (2026)?

Boşanma davası maktu harca tabidir. 2026 yılında başvurma harcı ₺732,00, maktu karar harcı (peşin) ₺732,00 ve iki taraf için gider avansı ₺3.180,00 olmak üzere asgari ₺4.644,00 yatırılması gerekir (98 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği; HMK Gider Avansı Tarifesi m. 4). Avukatlık ücreti, bilirkişi ve keşif masrafları bu tutarın dışındadır.