Kararın Özü
Kiracı, 03.08.2022 başlangıçlı kira sözleşmesi kapsamında kira bedellerini kiraya verenin eşi tarafından bildirilen hesaba ve fiilî mutabakat gereği her ayın 15'inde ödediğini; kiraya veren tarafın ekonomik gerekçe, tahliye ve elektrik kesme tehditleriyle dönem içinde hukuka aykırı şekilde sürekli artış talep ederek fazla ödeme aldığını, ardından Ağustos 2024 kira bedelinin ödenmediği iddiasıyla usulsüz tebligata dayalı tahliye talepli icra takibi başlattığını ileri sürerek fazladan ödediği 9.822,00 TL'nin faiziyle iadesini istemiştir. Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi (2025/248 E., 2025/626 K.), istirdat davası için ödemenin kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında ve cebri icra tehdidi altında yapılmış olması gerektiğini, somut olayda ödeme emri tebliğ edilmeden ve kesinleşmiş takip bulunmadan ödeme yapıldığını belirterek İİK m.72 şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davayı esasa girmeden reddetmiştir.
Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına temyiz incelemesi yapan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; HMK m.33 uyarınca vakıaların hukuki tavsifinin hâkime ait olduğunu, HMK m.26'daki talep sonucuyla bağlılığın tarafların kullandığı kavramlarla sınırlı bir değerlendirme anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Daireye göre uyuşmazlık, cebri icra tehdidi altında ödenen paranın geri alınmasına değil, kira ilişkisi kapsamında hukuki sebep olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen bedellerin iadesine ilişkindir; dilekçedeki "istirdat" nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz ve istem, sebepsiz zenginleşme ile fazla ödemenin iadesine dayalı genel hükümler çerçevesinde bir alacak davası olarak görülüp esası incelenmelidir. Daire ayrıca kabule göre; dava değeri 9.822,00 TL iken davalı lehine 18.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesini AAÜT'ye aykırı bulmuş ve kararı, sonuca etkili olmamak üzere HMK m.363/2 uyarınca kanun yararına bozmuştur.
Temel İlkeler
- Tarafların ileri sürdüğü vakıaların hukuki tavsifini yapmak ve uygulanacak hukuk kurallarını belirlemek hâkimin görevidir (HMK m.33); taraflar yalnızca maddi vakıaları ileri sürmekle yükümlüdür.
- Hâkim talep sonucuyla bağlı olsa da (HMK m.26), talebin hangi hukuki sebebe dayandığını tarafların kullandığı kavramlarla sınırlı şekilde değerlendiremez; dilekçedeki "istirdat" nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz.
- İİK m.72 anlamında istirdat davası, kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenen paranın geri alınmasına ilişkindir. Kira ilişkisinde hukuki sebep olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen bedellerin iadesi ise sebepsiz zenginleşme ve genel hükümlere dayalı bir alacak davasıdır.
- Vekâlet ücreti, reddedilen dava değerini aşacak şekilde belirlenemez; dava değeri 9.822,00 TL iken 18.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi karar tarihinde yürürlükteki AAÜT hükümlerine aykırıdır.
Neden Kült Karar?
Kira artışlarını "rızaen" ödemiş görünen kiracının iade talebinin, mahkemelerce sıklıkla İİK m.72 istirdat davası şartlarına takılıp esasa girilmeden reddedilmesi uygulamasını doğrudan hedef alan güncel bir karardır. Dilekçedeki hukuki nitelendirmenin mahkemeyi bağlamayacağını ve doğru yolun genel hükümlere dayalı alacak davası olduğunu Resmî Gazete'de yayımlanmış bir kanun yararına bozma kararıyla ortaya koyduğundan, kiracı vekilleri için dava dilekçesinin kurgusunda ve karşı çıkılan ret kararlarının istinaf gerekçesinde doğrudan dayanak oluşturur.