Kararın Özü
Develi Belediyesince kamulaştırılan taşınmaz için 29.05.2003 tarihli dava esas alınarak belirlenen 64.680 TL kamulaştırma bedeli, 104 ay süren bedel tespiti davasının sonunda 2012'de başvuruculara hiç faiz işletilmeden ödenmiştir. Merkez Bankası verilerine göre bu dönemde enflasyon %104,63 artmış; bedelin ödeme tarihindeki değer kaybı giderilmiş karşılığı 132.356 TL'ye ulaşmıştır.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin gerçek karşılık sayılabilmesi için tespit tarihi ile ödeme tarihi arasında enflasyona nispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerektiğini; ödenmeyen farkın başvuruculara meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük yüklediğini belirterek Anayasa'nın 35. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiş ve 67.676 TL farkın tamamının maddi tazminat olarak ödenmesine hükmetmiştir.
Temel İlkeler
- Kamulaştırmanın anayasal öğesi "gerçek karşılığın" ödenmesidir; bedelin enflasyon karşısında hissedilir derecede değer kaybetmesi hâlinde ödenen tutar gerçek karşılık sayılmaz.
- Bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasındaki değer kaybı, enflasyonun etkilerinden arındıran güncelleme (TÜFE endeksi) ile hesaplanır ve faizle telafi edilmelidir.
- Telafi edilmeyen hissedilir değer kaybı, malike orantısız ve aşırı yük yükler; kamu yararı ile birey hakkı arasındaki adil dengeyi bozar ve mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Sonraki içtihatta somutlaşan ölçüye göre telafi edilmeyen kaybın güncel bedele oranı %5'in altında kalıyorsa hata marjı içinde görülür (Osman Nuri Türker, B. No: 2014/13547, § 49).
Neden Kült Karar?
Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına ilişkin bireysel başvuru içtihadının kurucu kararıdır: Ali Şimşek (2014/2073), Kadir Çakar (2015/18908), Türkan Poyraz (2015/15388) ve Emine Dilek Onaran (2017/19987) dâhil istikrarlı içtihat zinciri bu karara dayanır; Aralık 2025 tarihli seri kararlarda dahi (ör. Ali Riza Pınarlı ve diğerleri, B. No: 2024/47308) ilk atıf hâlâ bu karara yapılır. 2942 sayılı Kanun m.10'a dört ay sonrası için kanuni faiz ekleyen 6459 sayılı Kanun değişikliğiyle aynı soruna işaret etmiş, bu kuralın da AYM'ce iptaliyle (E. 2022/83, K. 2023/69) sonuçlanan sürecin başlangıç noktası olmuştur.