İptal edilen hükümler
- Noterlik Kanunu (1512) m.52 — tatil günü çalışması
- Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) m.226/(4) 3. cümle
Anayasa yargısı · norm denetimi rehberi
Anayasa Mahkemesi; 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iki hükmünü iptal etti, avukatlık stajı, Cumhuriyet başsavcıvekilliği ve hükümlü öğretimine ilişkin hükümlere yönelik iptal taleplerini ise reddetti. İptalleri, gerekçeleri ve yürürlük takvimini sade bir dille özetledik.
Resmî Gazete
16 Temmuz 2026
Karar, 33311 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Esas / Karar
E.2025/18 · K.2026/66
Karar tarihi 26/3/2026; iptal davasını 129 milletvekili açtı.
İptal yürürlüğü
16 Nisan 2027
İptal edilen iki hüküm, yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girer.
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bağlayıcı olan, Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının tam metnidir; somut durumunuz için resmî kaynakları ve bir avukatı esas alın.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır ile birlikte 129 milletvekili; 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un çeşitli hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesine soyut norm denetimi başvurusunda bulundu.
Mahkeme, 26/3/2026 tarihli ve E.2025/18, K.2026/66 sayılı kararında; dava konusu hükümlerden ikisini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti, diğerlerine ilişkin iptal taleplerini ise reddetti. Karar 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Aşağıdaki tablo, dava konusu her hükmün konusunu, dayanılan Anayasa maddelerini ve Mahkemenin sonucunu özetler. İptal, hükmün Anayasa'ya aykırı bulunarak yürürlükten kaldırıldığını; Ret, iptal talebinin reddedilerek hükmün yürürlükte kaldığını ifade eder.
Noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasına ilişkin usul ve esasların sınır çizilmeksizin yönetmeliğe bırakılması (“…yönetmelikte düzenlenir.”) ve maddenin kalan kısmı
Suçun hukuki niteliği değişince sanığa ulaşılamaması veya duruşmaya gelmemesi hâlinde müdafiye yapılan bildirimin yeterli sayılması
Staj sürecinde kamu görevini “aksatmayacak” biçimde çalışma düzeni ve görevde “aksama” hâlinde izin ibareleri
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıvekili kadrosu ve iş durumuna göre birden fazla başsavcıvekili atanabilmesi
Başsavcıvekillerinin niteliklerinin belirlenmesi ve HSK tarafından atanması
Kapalı ceza infaz kurumundaki hükümlünün örgün öğretime “düzen ve güvenliği tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumsal kapasite ve imkânların uygunluğu ölçüsünde” devam etmesi
Açık kurum ve çocuk eğitimevindeki hükümlünün öğretiminin “öğretim programının kurumun işleyişine yer ve zaman itibarıyla uygun olmaması” hâlinde engellenebilmesi
Noterlik bir kamu hizmetidir; noterler serbest meslek olarak icra ederken hukuki güvenliği sağlar ve anlaşmazlıkları önler. 7532 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle, Noterlik Kanunu'nun 52. maddesi başlığıyla birlikte değiştirilerek noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasına ilişkin usul ve esasların, Türkiye Noterler Birliği'nin mütalaası alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikte düzenleneceği hükme bağlandı.
Noterler tatil gün ve saatlerinde ancak vasiyetname tanzim ve tasdiki ile gecikmesinde zarar umulan noterlik işlemlerini yapabilirdi; sınır doğrudan kanunda çiziliydi.
Tatil gün ve saatlerinde yapılabilecek iş ve işlemler bakımından herhangi bir sınır öngörülmeksizin, bu hususta düzenleme yapma yetkisi bütünüyle Adalet Bakanlığı'na (yönetmeliğe) bırakıldı.
Anayasa Mahkemesi, kuralı dinlenme hakkı yönünden inceledi. Anayasa'nın 50. maddesi dinlenmeyi çalışanların hakkı sayar ve hafta tatili ile izin haklarının kanunla düzenleneceğini öngörür. Temel hakları sınırlayan kuralların kanunla yapılması ve temel esasları, ilkeleri ile çerçeveyi belirlemesi gerekir (Anayasa m.13). Tatil gün ve saatlerinde yapılabilecek iş ve işlemler bakımından hiçbir temel ilke ve esas belirlenmeksizin yetkinin doğrudan Bakanlığa bırakılması, dinlenme hakkına getirilen sınırlamayı kanunilik unsurundan yoksun bıraktı.
Sonuç: "…yönetmelikte düzenlenir." ibaresi Anayasa'nın 13. ve 50. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildi. Bu ibarenin iptaliyle uygulanma imkânı kalmayan 52. maddenin kalan kısmı da 6216 sayılı Kanun m.43/(4) gereğince iptal edildi. Her iki iptal de dokuz ay sonra yürürlüğe girer.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi, yargılama sırasında suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde sanığa ek savunma hakkı tanınmasını düzenler. 7532 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilen (4) numaralı fıkranın üçüncü cümlesi; sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde, müdafiye yapılan bildirimlerin yeterli kabul edileceğini öngörüyordu.
Anayasa Mahkemesi, kuralı adil yargılanma hakkı kapsamında inceledi. Mahkemeye göre kural belirli ve öngörülebilir olsa da; suçun değişen hukuki niteliğine ilişkin savunması alınmadan, müdafi bulunan sanığın sorgusu yapılmaksızın yokluğunda mahkûmiyet dâhil her türlü kararla yargılamanın sonlandırılmasına imkân tanıması, adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirir. Kural şu güvenceleri sağlamıyordu:
Sonuç: Kural, Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildi. İptal, Üye Kenan Yaşar'ın karşıoyuyla ve oyçokluğuyla verildi; iptal dokuz ay sonra yürürlüğe girer.
Avukatlık Kanunu'nun 16. maddesi; avukatlık stajına fiilen engel olmamak şartıyla herhangi bir işte sigortalı olarak çalışılmasının staja engel olmadığını, kamu kurum ve kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında görev yapanların da görev yeri saklı kalmak kaydıyla mahkemelerde staj yapabileceğini düzenler. Dava; staj sürecinde kamu görevini "aksatmayacak" biçimde çalışma saatleri ile izinlerin düzenlenmesine ve görevde "aksama" ortaya çıkacak hâllerde aylıksız/ücretsiz izin verilebilmesine dair iki ibareye yönelikti.
Başvuruda, "aksama"nın nasıl tespit edileceğinin belirsiz olduğu ve idareye keyfî uygulama alanı bırakıldığı ileri sürüldü. Anayasa Mahkemesi ise "aksamak" kavramının bir işin gereği gibi yürümemesi/geri kalması anlamına geldiğini, kapsamının durum ve şartlara göre yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini, bu nedenle kuralın hukuki belirlilik ilkesine aykırı bir yönünün bulunmadığını değerlendirdi. Düzenlemenin, kamu görevlilerinin kamusal hizmeti aksamadan avukatlık stajı yapmalarını sağlamayı amaçladığı ve kamu yararı dışında bir amaç gütmediği sonucuna varıldı.
Sonuç: İbareler Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunmadı; iptal talepleri oybirliğiyle reddedildi. İlgili hükümler yürürlükte kalır.
7532 sayılı Kanun'un 14 ve 15. maddeleriyle, bölge adliye (istinaf) mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının başsavcı, başsavcıvekili ve savcılardan oluşacağı; iş durumunun gerekli kıldığı yerlere birden fazla başsavcıvekili atanabileceği ve başsavcıvekillerinin niteliklerinin belirlenerek Hâkimler ve Savcılar Kurulunca (HSK) atanacağı düzenlendi. Başvuruda, atamanın HSK'ye bırakılmasının yargı bağımsızlığını zedelediği ileri sürüldü.
Anayasa'nın 159. maddesi, hâkim ve savcıların atanması ve yer değiştirmesinde HSK'yi münhasıran yetkili kılar. Mahkeme, bölge adliye mahkemesi başsavcıvekilinin kanunda öngörülen nesnel şartları taşıyan hâkim ve savcılar arasından HSK tarafından atanmasının, diğer atama usullerinden farklılaşan bir yönü bulunmadığını; düzenlemenin yargı bağımsızlığı ve hâkimlik-savcılık teminatıyla (Anayasa m.140) bağdaşmayan bir yönü olmadığını belirtti. Başsavcıvekilliğinde sürekliliğin sağlanmasının kamu yararına dayandığı sonucuna varıldı.
Sonuç: Kurallar Anayasa'nın 2. ve 140. maddelerine aykırı bulunmadı; iptal talepleri oybirliğiyle reddedildi.
İnfaz Kanunu'nun 76. maddesi, ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler ile çocuk eğitimevlerindeki çocukların öğretimden yararlanmasını düzenler. Dava iki bölüme yönelikti: kapalı kurumdaki hükümlünün örgün öğretime "kurum disiplin, düzen ve güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumsal kapasite ve imkânların uygunluğu ölçüsünde" devam edebilmesi (fıkra 2) ve açık kurum ile çocuk eğitimevindekiler için öğretimin "öğretim programının kurumun işleyişine yer ve zaman itibarıyla uygun olmaması" hâlinde engellenebilmesi (fıkra 5).
Anayasa Mahkemesi, kuralları eğitim ve öğrenim hakkı (Anayasa m.42) kapsamında inceledi. Öğrenim hakkının kapsamı ve sınırlarının kanunla belirlenebileceğini, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçlarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı. Kuralları oluşturan şartların yargı içtihatlarıyla tespit edilebilecek nitelikte, belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğunu; düzenlemenin kurumların düzen ve güvenliğini sağlamaya yönelik meşru amaca dayandığını ve eğitim hakkına orantısız bir sınırlama getirmediğini değerlendirdi.
Sonuç: Bölümler Anayasa'nın 13. ve 42. maddelerine aykırı bulunmadı; iptal talepleri oybirliğiyle reddedildi. Hükümler yürürlükte kalır.
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer; ancak Mahkeme gerekli gördüğünde, yayımdan başlayarak bir yılı geçmemek üzere yürürlük tarihini erteleyebilir. Bu davada, iptal edilen iki hükmün doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici görüldüğünden erteleme yoluna gidildi.
16 Temmuz 2026 · Resmî Gazete Sayı 33311.
Yayımdan dokuz ay sonra (yaklaşık 16 Nisan 2027). Bu tarihe kadar mevcut kurallar uygulanır.
Talep reddedildi: iptaller ertelendiği, ret hükümlerinde ise iptal talebi reddedildiği için.
Erteleme yalnızca iptal edilen Noterlik K. m.52 ve CMK m.226/(4) 3. cümle için geçerlidir. İptal talebi reddedilen hükümler değişmeksizin yürürlükte kalmaya devam eder. Anayasa m.153 gereği iptal kararları geriye yürümez.
Üye Kenan Yaşar, CMK m.226'nın iptaline katılmakla birlikte iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karşı oy kullandı. Karşıoya göre, iptal hükmünün yürürlüğe girişini erteleme yetkisi istisnaî niteliktedir ve ancak iptalin derhâl yürürlüğe girmesi hâlinde açık, somut ve giderilmesi güç bir hukuki boşluğun doğacağı hâllerde kullanılabilir.
Karşıoyda; adil yargılanma hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiği saptanan bir kuralın dokuz ay daha yürürlükte kalmasının, yeni hak ihlalleri doğma riskini beraberinde getirdiği ve Anayasa'ya aykırılığı belirlenen normun hukuk düzeninden çıkarılmasını geciktirdiği belirtilerek, iptalin derhâl yürürlüğe girmesi gerektiği görüşü savunuldu.
Karar, farklı meslek grupları ve yargılama süjeleri bakımından ayrı sonuçlar doğurur:
Tatil gün ve saatlerinde çalışma esaslarının kanunla değil yönetmelikle belirlenmesi, dinlenme hakkı yönünden iptal edildi. İptal yürürlüğe girene kadar geçiş dönemi işler.
Suçun niteliği değişince sanığa ulaşılamadığında yalnızca müdafiye bildirimle yargılamayı bitirmeye imkân veren kural iptal edildi; savunma ve isnadı öğrenme güvenceleri güçlendi.
Staj sırasında sigortalı çalışmayı ve kamu görevlilerinin görev yeri saklı kalarak staj yapmasını düzenleyen kural yürürlükte kaldı; “aksatmayacak/aksama” ibareleri iptal edilmedi.
Cumhuriyet başsavcıvekili kadrosu ve HSK eliyle atanması Anayasa'ya aykırı bulunmadı; istinaf başsavcılıklarında süreklilik sağlayan düzenleme yürürlükte kaldı.
Örgün öğretime kurum düzen ve güvenliği ile kapasite ölçüsünde devam ve öğretimin kurum işleyişine uygunluğu koşulları eğitim hakkına aykırı görülmedi; kurallar yürürlükte kaldı.
İptal edilen iki hükümde dokuz aylık erteleme tanındığından, TBMM'nin bu süre içinde Anayasa'ya uygun yeni düzenleme yapması beklenir.
7532 sayılı Kanun, 14/11/2024 tarihli “Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”dur. 129 milletvekili, Kanun'un çeşitli hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Mahkeme, 26/3/2026 tarihli E.2025/18, K.2026/66 sayılı kararıyla iki hükmü iptal etti, diğer hükümlere ilişkin iptal taleplerini ise reddetti. Karar 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Hayır, iptalin sonucu bunun tersidir. Değişiklikten önce noterler tatil gün ve saatlerinde yalnızca vasiyetname tanzim/tasdiki ile gecikmesinde zarar umulan işlemleri yapabiliyordu. 7532 sayılı Kanun bu sınırı kaldırıp usul ve esasları tümüyle yönetmeliğe bırakmıştı. Anayasa Mahkemesi, dinlenme hakkına getirilen bu sınırlamanın temel ilke ve esasları kanunla belirlenmeden yönetmeliğe bırakılmasını Anayasa'nın 13. ve 50. maddelerine aykırı bularak iptal etti. İptal, yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.
İptal edilen cümle, suçun hukuki niteliği değiştiğinde sanığın dosyadaki son adresine bildirim yapılamaması veya sanığın duruşmaya gelmemesi hâlinde müdafiye yapılan bildirimlerin yeterli sayılmasına imkân veriyordu. Mahkeme, bu kuralın sanığın isnadı öğrenme, duruşmada hazır bulunma ve bizzat savunma haklarından feragat ettiğinin kabulü için yeterli olmadığını; sanığa mazeretini bildirip yeniden değerlendirme isteme güvencesi tanınmadığını belirtti ve düzenlemeyi Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bularak iptal etti.
Avukatlık Kanunu m.16'nın; staja fiilen engel olmamak şartıyla sigortalı çalışmaya ve kamu görevlilerinin görev yeri saklı kalmak kaydıyla staj yapmasına imkân veren düzenlemesi yürürlüktedir. Dava, yalnızca staj sürecinde kamu görevini “aksatmayacak” biçimde çalışma düzenlenmesi ve görevde “aksama” hâlinde izin verilmesine dair ibarelere yönelikti. Mahkeme bu ibareleri hukuki belirlilik ilkesine aykırı bulmadı ve iptal talebini oybirliğiyle reddetti.
5235 sayılı Kanun'un 30 ve 44. maddelerine eklenen ibarelerle bölge adliye (istinaf) mahkemelerinde Cumhuriyet başsavcıvekili kadrosu oluşturuldu ve atamanın Hâkimler ve Savcılar Kurulunca (HSK) yapılması öngörüldü. Anayasa'nın 159. maddesi hâkim ve savcıların atanmasında HSK'yı yetkili kıldığından, Mahkeme bu düzenlemeyi yargı bağımsızlığı ve hâkimlik-savcılık teminatı (Anayasa m.140) ile bağdaşmaz görmedi; başsavcıvekilliğinde sürekliliğin sağlanmasını kamu yararına dayalı buldu ve iptal talebini reddetti.
Evet. İnfaz Kanunu m.76; kapalı kurumdaki hükümlünün örgün öğretime kurum disiplin, düzen ve güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumsal kapasite ve imkânların uygunluğu ölçüsünde devam edebileceğini, açık kurum ve çocuk eğitimevindekiler için öğretimin ancak kurumun işleyişine yer ve zaman itibarıyla uygun olmadığında engellenebileceğini düzenler. Mahkeme bu koşulları eğitim hakkına (Anayasa m.42) aykırı bulmadı; kuralları belirli, meşru amaçlı ve ölçülü kabul ederek iptal taleplerini reddetti.
İptal edilen iki hükmün (Noterlik K. m.52 ve CMK m.226/(4) 3. cümle) doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici görüldüğünden, iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. Yayım 16 Temmuz 2026 olduğundan iptaller yaklaşık 16 Nisan 2027'de hüküm doğurur; bu tarihe kadar mevcut kurallar uygulanmaya devam eder.
Hayır. İptal edilen iki hükmün yürürlüğe girmesi zaten ertelendiğinden bunlara ilişkin yürürlüğün durdurulması talepleri reddedildi. İptal talepleri reddedilen diğer hükümler için de yürürlüğün durdurulması talepleri reddedildi.
İptal ve ret hükümlerinin çoğu oybirliğiyle verildi. Yalnızca CMK m.226'nın iptali oyçokluğuyla alındı: Üye Kenan YAŞAR iptale katılmakla birlikte iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karşı oy kullandı ve bu kuralın derhâl yürürlükten kalkması gerektiği görüşünü belirtti.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut bir icra takibi süreciniz için bir avukattan profesyonel destek alabilirsiniz.
İletişime geçinKaynak: Anayasa Mahkemesi kararı, E.2025/18, K.2026/66 (Karar tarihi: 26/3/2026); 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete. Dayanak kanunlar: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.16; 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.52; 5235 sayılı Kanun m.30, m.44; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.226; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.76. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; bağlayıcı olan resmî metindir.