Ana içeriğe geç
İHİmer Hukuk
Karar Arama
Esc
Tüm Kategoriler
İş Hukuku6
Kıdem & İhbar TazminatıBrüt ↔ Net MaaşFazla Mesai Ücretiİşsizlik MaaşıTazminat HesaplayıcıHaklı Fesih Asistanı
Avukat Araçları11
AAÜT Vekalet ÜcretiVekalet ÜcretiSMM HesaplamaFaiz Hesaplayıcıİcra Harç HesaplayıcıArabuluculuk Ücreti+5 araç daha
UDF Araçları5
UDF Araçları (Birleşik)UDF → PDF ÇeviriciPDF → UDF ÇeviriciUDF GörüntüleUYAP Doküman Editörü
Gayrimenkul14
Kira Artış OranıYasal Faiz HesaplamaTemerrüt İhtarnamesiTahliye Taahhütnamesi Testiİki Haklı İhtar TestiKira Süresi Analizörü+8 araç daha
Aile & Miras5
Miras Payı HesaplamaNafaka Artış HesaplamaTenkis HesaplamaKişisel Miras AsistanıVasiyetname Seçim Asistanı
Tarım Hukuku4
Tarım Arazisi RehberiArazi Kullanım AsistanıTarımsal Yapı RehberiÜrün Güvenliği Kanunu (7223)
Ceza Hukuku4
Ceza İnfaz (Yatar) HesaplamaGörüş Dilekçesi OluşturucuTrafik Cezası İtiraz DilekçesiHesap Kullandırma Suçu Rehberi
Diğer Hukuk Alanları
Vergi HukukuTüketici HukukuSigorta HukukuTıp Hukuku
Öne Çıkan
Kıdem & İhbar Tazminatı HesaplamaBrüt ↔ Net Maaş HesaplamaKira Artış Oranı HesaplamaAAÜT Vekalet Ücreti HesaplamaFaiz HesaplayıcıKarar Arama
Hızlı Erişim
Karar AramaRehberSSSBlogİletişim

Site Altbilgisi ve Site Haritası

İHİmer Hukuk

Avukat ve vatandaşlar için 70+ ücretsiz hukuki araç.

KVKK uyumlu · Veri saklanmaz

İş Hukuku

  • Kıdem Tazminatı
  • Maaş Hesaplama
  • Fazla Mesai
  • İşsizlik Maaşı

Gayrimenkul

  • Kira Artış Oranı
  • Yasal Faiz
  • Miras Payı
  • Nafaka Artış
  • Vasiyetname Asistanı

Avukat Araçları

  • UDF → PDF
  • SMM Hesaplama
  • Vekalet Ücreti
  • İcra Harç

Diğer Araçlar

  • YZ Karar Arama
  • Ceza İnfaz
  • Onam Üreticisi
  • Araç Değer Kaybı

Platform

  • Hakkımızda
  • Blog
  • SSS
  • İletişim
  • KVKK
  • Kullanım Koşulları

© 2026 imer.av.tr — Tüm haklar saklıdır.

Bu araçlar yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği kapsamında müvekkil edinme amacı güdülmemektedir.

25 Mayıs 2026Tahmini okuma süresi: 10 dk

CMK m.134 İptal Kararı Üzerine: AYM E.2023/128, K.2026/36

Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli CMK 134. madde iptal kararının kapsamı, çoğunluğun orantılılık testi, beş üyenin karşıoy gerekçeleri ve dokuz aylık yürürlük dönemine ilişkin akademik analiz.

İçindekiler

  • I. İptal ve Red Haritası
  • II. Çoğunluğun Orantılılık Testi
  • III. Beş Üyenin Karşıoyu
  • IV. Önceki İçtihatla İlişki ve İçtihat Hareketi
  • V. Yürürlük Penceresi ve Kanun Koyucu Beklentisi
  • VI. Sonuç

Anayasa Mahkemesi, 12.02.2026 tarihli ve E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 134. maddesinin temel yetki normlarını iptal etti. Karar 25.05.2026 tarihli ve 33264 sayılı Resmî Gazetede yayımlandı; yürürlüğü Anayasa m.153/3 ile 6216 sayılı Kanun m.66/3 uyarınca yayımdan başlayarak dokuz ay sonraya, yani Şubat 2027 sonuna ertelendi. Karar oybirliğiyle değil, on yedi üyeden on ikisinin oyuyla alındı; İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı karşı oy kullandı. Başvuru, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kaçakçılık suçundan açılmış bir davada itiraz yoluna gitmesi üzerine yapıldı.

Aşağıda kararın iptal/red haritası, çoğunluğun gerekçesi, karşıoyun çekirdek argümanları, AYM'nin yakın tarihli içtihadıyla ilişkisi ve dokuz aylık yürürlük penceresinin kanun koyucudan beklediği düzenleme tartışılmaktadır.

I. İptal ve Red Haritası

CMK m.134 beş fıkradan oluşur. AYM her bir hüküm için ayrı bir tasnif yaptı.

İptal edilen normlar. İptal kararı dijital arama-elkoymanın çekirdeğini kapsıyor:

Birinci fıkranın birinci cümlesinin kalan kısmı — yani "bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim ... tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir" hükmü iptal edildi.

İkinci fıkranın birinci cümlesinin kalan kısmı — "bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ... halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir" hükmü iptal edildi.

Üçüncü ve dördüncü fıkralar — elkoyma işlemi sırasında sistemdeki tüm verilerin yedeklenmesi ile bu yedekten alınan kopyanın şüpheliye/vekiline verilip tutanağa imzayla bağlanması yükümlülükleri — birinci ve ikinci fıkraların iptali sebebiyle uygulanma imkânı kalmadığından, 6216 sayılı Kanun m.43/4 kapsamında bağlı iptal yoluyla düşürüldü.

Esas incelemesi reddedilen bölümler. Bu kalemler farklı sebeplerle ayakta kaldı:

Birinci fıkranın birinci cümlesinde yer alan "veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı" ibaresi ile 25.07.2018 tarihli 7145 sayılı Kanun m.16 ile eklenen ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleler (savcının yirmi dört saat içinde hâkim onayına başvurması, hâkimin yirmi dört saat içinde karar vermesi, aksi hâlde kopyaların ve çözümlü metinlerin derhâl imha edilmesi rejimi), AYM tarafından 30.06.2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararla esastan reddedilmişti. Bu önceki red kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 12.01.2023'ten itibaren Anayasa m.152/4 ve 6216 sayılı Kanun m.41/1'in öngördüğü on yıllık süre dolmadığından, başvuru yöntemden reddedildi.

İkinci fıkranın birinci cümlesindeki "ya da işlemin uzun sürecek olması" ibaresi de aynı önceki kararın kapsamında olduğu için aynı yöntem reddiyle karşılaştı.

İkinci fıkranın ikinci cümlesi (şifre çözümünden ve adli kopya alınmasından sonra elkonulan cihazların gecikmeksizin iadesi) için aykırılığa ilişkin gerekçe yeterince gösterilmediği değerlendirildiğinden yöntemden reddedildi.

Beşinci fıkra (elkoymaksızın da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyasının alınması ve tutanakla imza altına alınması) yönünden başvuru, somut davada uygulanma imkânının bulunmadığı, yani başvurucu Mahkemenin yetkisizliği gerekçesiyle reddedildi.

Sonuç olarak iptalin etki alanı, hâkim kararı üzerine yapılan klasik dijital arama-elkoyma yetkisidir; savcı kararına dayanan gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeki yetki rejimi ve elkoymaksızın kopya alma usulü tartışma dışındadır.

II. Çoğunluğun Orantılılık Testi

Çoğunluk gerekçesinin omurgasını Anayasa m.13 ile m.20'nin birlikte okunması oluşturuyor. Karar kuralları sırasıyla kanunilik, meşru amaç, demokratik toplumda zorunluluk, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık testlerinden geçiriyor; ilk beş aşamayı kurallar geçiyor, son aşamada düşüyor.

Kanunilik (§32-35). AYM, "somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri" ile "başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması" ibarelerinin genel kavram niteliğine rağmen belirsiz veya öngörülemez olmadığını, normun belirli ve ulaşılabilir bulunduğunu tespit etti. Bu noktada kararın hukuk devleti ilkesinin kanunî düzenlemeden beklediği açıklık ve öngörülebilirlik standardını koruduğu görülüyor.

Meşru amaç ve demokratik toplumda zorunluluk (§37-38). Maddi gerçeğe ulaşma, suçla etkin mücadele ve kamu düzeninin sağlanması meşru amaç olarak kabul edildi. Dijital delillerin elde edilmesinin demokratik toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varıldı.

Elverişlilik ve gereklilik (§40-43). Hâkim kararına bağlanmış arama-elkoyma tedbirlerinin amaca elverişli olduğu; şifrelenmiş veya gizlenmiş verilere ulaşılması için elkoyma tedbiri olmadan dijital delilin sağlıklı toplanmasının zorlaştığı, dolayısıyla aracın gerekli olduğu kabul edildi.

Orantılılık — kararın düştüğü yer (§46-67). Çoğunluk bu aşamada Anayasa m.20/3'ün üçüncü fıkrasındaki kişisel verilerin korunmasına ilişkin usulî güvencelerin yeterliliğini ölçtü ve dört eksik bulgu üzerinde durdu:

İlki, elde edilen kişisel verilerin meşru amaç için gerekenden uzun süre saklanmamasına ilişkin bir güvence öngörülmemiş olmasıdır (§64). AYM, AB 2016/680 sayılı Polis ve Cezaî Konularda Veri Koruma Direktifinin 16. maddesinde düzenlenen "kişisel verilerin işlenmesinin sınırlandırılması" (silinemediğinde dahi sadece silmeyi engelleyecek amaca tahsis edilerek tutulması) kurumuna açıkça atıf yaptı. Bu mukayeseli hukuk göndermesi, kanun koyucudan beklenen düzenlemenin temel mantığını işaret etmesi bakımından dikkate değerdir.

İkincisi, yargılamanın kesin hükümle sonuçlanmasından sonra verilerin saklanmasına, silinmesine, buna ilişkin süre ve usule, silinmediği takdirde verilerin işlenmesinin sınırlandırılmasına ilişkin gerekçe ve yönteme dair bir yasal düzenlemenin yokluğudur (§64).

Üçüncüsü, ceza soruşturması veya kovuşturmasında ya da infaz işlemlerinde işlenen kişisel verilerin ve bunların yer aldığı dava dosyalarının saklanma şartlarına ve süresine ilişkin kanun düzeyinde başkaca bir düzenlemenin de bulunmamasıdır (§65).

Dördüncüsü, saklanması hâlinde kapsam ve şartları ile yetkili mercii belirlemeye yönelik bir düzenlemenin yokluğudur (§66).

Çoğunluk, bu eksiklikler toplandığında özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunması haklarına getirilen sınırlamanın orantısız olduğu sonucuna ulaşıyor (§67).

III. Beş Üyenin Karşıoyu

Karşıoyun değeri yalnızca azınlığın gerekçesini değil, AYM içtihadındaki gerilim çizgilerini de göstermesinden gelir. Beş üyenin argümanları beş başlıkta toplanabilir.

Uluslararası standartlarla uyum. 23.11.2001'de Budapeşte'de imzaya açılan, 6533 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 19. maddesi, bilişim sistemlerinde arama-elkoyma usul ve esaslarını uluslararası standartlarla bağlamaktadır. Karşıoya göre CMK m.134 bu maddenin doğrudan iktibasıdır; iptal, taraf devlet yükümlülüğüyle çelişme riski taşır.

Mevcut usulî güvencelerin yeterliliği. Karşıoy, dijital delilin elde edilişinden mahkemece değerlendirilmesine kadar uzanan zincirde mevcut güvenceleri sıralıyor: hâkim kararı zorunluluğu (m.134/1), m.267 itiraz yolu, m.141 tazminat yolu, m.63 ve m.67 bilirkişi rejimi, m.217 hukuka uygunluk denetimi, m.206 hukuka aykırı delilin reddi, m.230 mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde reddedilen delilin gösterilmesi. Bu güvenceler silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde şüpheliye/sanığa etkili savunma imkânı sağlamakta, dolayısıyla kişisel verilerin korunması güvencesi de sağlanmış olmaktadır.

CMK m.137/3'ün kıyasen uygulanabilirliği. Karşıoya göre, m.134'te elde edilen verilerin yok edilmesine dair açık düzenleme yoksa, iletişim içeriklerinin yok edilmesini düzenleyen m.137/3 kıyasen uygulanabilir. Kıyas yoluyla temel hak sınırlandırılması ceza hukukunda problemli olsa da; m.134 maddî ceza normu değil, muhakeme normudur ve şüpheli/sanık lehine kıyas burada serbesttir. Karşıoy bu noktada Olgun Değirmenci'nin Ceza Muhakemesinde Sayısal (Dijital) Delil (Seçkin, 2014, s. 318) eserine atıf yapmaktadır.

Devlet Arşivleri rejiminin varlığı. 11 sayılı Devlet Arşivleri Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve buna dayanılarak çıkarılan 18.10.2019 tarihli, 30922 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, kamu kurumlarını ve içinde yargı mercilerini de kapsayacak şekilde belge yönetiminin saklama şartlarını ve sürelerini düzenlemektedir. Bu çerçeve dosya ve kişisel verilerin saklama koşullarını kanun-altı normla belirli kılmakta olup, çoğunluğun "düzenleme yok" tespitine itiraz oluşturur.

Cezaî yaptırım rejimi. Verileri hukuka aykırı işleyen kişinin TCK m.132 vd. uyarınca cezai sorumluluğu doğmaktadır. Karşıoya göre bu, amaç dışı kullanımı engelleyen güçlü bir gerçek-zamanlı caydırıcılık katmanıdır.

AYM'nin yakın tarihli içtihadıyla çelişki. Karşıoyun en sert eleştirisi şudur: AYM aynı maddenin başka kısımları için 30.06.2022 tarihli E.2018/137, K.2022/86 kararıyla oybirliğiyle Anayasa'ya aykırılık görmemişti. Yine Bestami Eroğlu [GK] kararında (B. No: 2018/23077, 17.09.2020) ByLock uygulamasının ele geçirilmesi ve kişisel verilerin ortaya çıkarılma sürecine ilişkin kişisel verilerin korunması güvenceleri detaylı biçimde değerlendirilmiş, uzun süre saklamama güvencesi yönünden m.134 kapsamında elde edilen delillerin yargılama boyunca saklanacağı belirtilerek bu güvence yönünden Anayasa'ya aykırılık görülmemişti. Karşıoya göre eldeki karar bu içtihatla açıkça çelişmektedir.

IV. Önceki İçtihatla İlişki ve İçtihat Hareketi

Karşıoyun bu son tespiti tek başına ele alınmayı hak ediyor. CMK m.134'ün anayasaya uygunluk denetimi son beş yılda en az üç önemli durakta tartışıldı:

İlk durak Bestami Eroğlu kararıdır. Burada AYM, bireysel başvuru üzerine, ByLock verilerinin ele geçirilmesi sürecinde kişisel verilerin korunması hakkı kapsamındaki güvenceleri değerlendirdi ve m.134 kapsamında elde edilen delillerin yargılama süresince saklanmasının saklama süresi güvencesini ihlal etmediği sonucuna ulaştı (§144-145).

İkinci durak E.2018/137, K.2022/86 sayılı normatif denetim kararıdır. AYM, m.134/1'in savcı yetkisine ilişkin ibareleri ile 7145 sayılı Kanunla eklenen yirmi dört saatlik onay rejimini ve m.134/2'nin "işlemin uzun sürecek olması" ibaresini özel hayat, kişisel veri ve mülkiyet hakları yönünden oybirliğiyle Anayasaya aykırı bulmadı (§345-383).

Üçüncü durak ise eldeki karardır. Burada AYM, aynı maddenin başka kısımları için yapılan denetimde, üç buçuk yıl önce kendi belirlediği güvence katalogunu (özellikle "uzun süre saklanmama" testini) daha sert biçimde uyguladı. İlk iki durakta yeterli görülen güvenceler (m.267 itiraz, m.141 tazminat, hâkim kararı zorunluluğu, m.137/3'ün kıyasen uygulanabilirliği, KVKK'nın genel çerçevesi) bu kez tek başına yetmedi; kişisel verilerin yargılama-sonrası akıbeti için kanun düzeyinde özel bir düzenleme arandı.

Bu içtihat sertleşmesinin kavramsal motoru AB 2016/680 sayılı Direktif tarafından sağlanıyor. Karar gerekçesinin 63. paragrafı Direktifin 16. maddesindeki "işlemenin sınırlandırılması" mekanizmasını ve giriş gerekçesinin 26. paragrafındaki "delil amacıyla tutulması gerektiği hâllerde işlemenin sınırlandırılması ve sadece silmeyi engelleyecek amaçla işlenmesi" ilkesini doğrudan aktarıyor. AYM mukayeseli hukuktan ödünç aldığı bu kavramı orantılılık testinin operasyonel ölçütü hâline getirdi.

V. Yürürlük Penceresi ve Kanun Koyucu Beklentisi

Anayasa m.153/3 hükmü, AYM'ye iptal kararının yürürlüğünü Resmî Gazetede yayımdan başlayarak bir yılı geçmemek üzere erteleme yetkisi tanır. Eldeki kararda bu yetki dokuz ay olarak kullanıldı; iptal hükmü 25.05.2026 + 9 ay = ~25.02.2027'de yürürlüğe girecek. AYM gerekçeyi şöyle açıklıyor: "iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden" (§73).

Bu pencere, kanun koyucu için bir çağrıdır. Beklenen düzenleme iki başlık altında okunabilir:

Verilerin saklama-silme-arşivleme rejimi. Çoğunluk gerekçesinin temel boşluk tespitleri (§64-66), kanun düzeyinde bir düzenlemenin asgarî unsurlarını da işaret etmektedir: (i) yargılamanın kesinleşmesinden sonra silmenin asıl, saklamanın istisna olduğu ilkesi; (ii) saklama gerektiğinde sürenin ve usulün belirlenmesi; (iii) silinemediğinde işlemenin sınırlandırılması mekanizmasının düzenlenmesi (arşive aktarma, üçüncü kişilerle paylaşım yasağı, amaç dışı kullanım yasağı); (iv) dava dosyalarının saklama şartlarının ve süresinin kanunla belirlenmesi; (v) yetkili merciin gösterilmesi.

KVKK ile koordinasyon. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 28/d maddesi, kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesini Kanunun kapsamı dışında bırakmaktadır. Bu istisna, çoğunluğun tespit ettiği boşluğu doğrudan üretiyor; kararı karşılayacak düzenlemenin ya bu istisnayı sınırlandırması ya da CMK içerisinde özel bir bölüm kurması gerekecek. Karşıoy, mevcut çerçevenin (TCK m.132 vd. cezaî sorumluluk + 11 sayılı CBK + Devlet Arşiv Yönetmeliği + KVKK genel ilkeleri) yeterli olduğunu savunuyor; çoğunluk ise kanun düzeyinde açık ve usulî güvenceler içeren bir düzenleme talep ediyor. TBMM bu iki yorum arasında tercih yapacaktır.

VI. Sonuç

Karar, AYM'nin kişisel verilerin korunması içtihadında bir dönüm noktasıdır. Üç buçuk yıl önce aynı maddenin başka kısımları için yapılan denetimde oybirliğiyle Anayasaya aykırılık görülmezken, eldeki kararda kişisel verilerin yargılama-sonrası akıbeti kavramı orantılılık testinin merkezine yerleşti. Bu kavramsal sertleşmenin kaynağı, gerekçenin §63'te açıkça atıf yaptığı AB 2016/680 sayılı Direktif ve "işlemenin sınırlandırılması" kurumudur.

Beş üyenin karşıoyu, AYM içtihadındaki çelişki ve kıyas yoluyla mevcut boşlukların doldurulabilirliği bakımından önemli bir doktriner direnç sunmaktadır. Bu direncin gücü, dokuz aylık yürürlük penceresinde yapılacak yasal düzenlemenin kapsamını ve karakterini de etkileyecek görünmektedir.

Hukukî sonuçları bakımından kararın etkisi gelecek odaklıdır: 25.02.2027'ye kadar mevcut rejim yürürlükte kalır. Bu tarihe kadar TBMM hareketsiz kalır ise CMK m.134'ün birinci ve ikinci fıkralarının çekirdek yetki normları ortadan kalkar; üçüncü ve dördüncü fıkraların bağlı iptaliyle birlikte hâkim kararına bağlanmış klasik dijital arama-elkoyma rejimi yasal dayanaksız kalır. Karara hâkim olan "işlemenin sınırlandırılması" kavramı, yeni düzenlemenin de mantığını belirleyecek anahtar kavramdır.


Bu yazı, Anayasa Mahkemesinin 12.02.2026 tarihli ve E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararının (RG 25.05.2026, S. 33264) hukukî değerlendirmesidir. Karar metnine Resmî Gazete arşivinden erişilebilir.

İçindekiler

  • I. İptal ve Red Haritası
  • II. Çoğunluğun Orantılılık Testi
  • III. Beş Üyenin Karşıoyu
  • IV. Önceki İçtihatla İlişki ve İçtihat Hareketi
  • V. Yürürlük Penceresi ve Kanun Koyucu Beklentisi
  • VI. Sonuç