Askerlik Dönüşü İşe İade mi, Tazminat mı? Yargıtay HGK ve Emsal Kararlar
Askerlik nedeniyle istifa edip kıdem tazminatını alan işçi, dönüşünde işe alınmazsa işe iade davası açabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2015/1608, K. 2018/448) bağlayıcı biçimde hayır diyor: İş Kanunu m.31/4 işverene işe alma yükümlülüğü getirir; ihlalinin yaptırımı işe iade değil, üç aylık ücret tutarında tazminattır ve bunun için eda davası açılmalıdır. HGK kararı, daireler arası tutarlılık ve emsal Yargıtay kararları ışığında kapsamlı analiz; askerlikte askı halinin koşulları, tazminatın boş kadro ve süre koşulları ile taşeron-asıl işveren rücu boyutu.
Kategori: İş Hukuku · Dayanak: 4857 sayılı İş Kanunu m.31/4 İncelenen Karar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/1608, K. 2018/448, T. 07.03.2018 İlk Derece Daire Kararı: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/11565, K. 2014/11387, T. 05.05.2014 (HGK tarafından onanmıştır)
"Askerden döndüm, işveren beni eski işime almadı; işe iade davası açayım" cümlesini iş hukuku pratiğinde sık duyarız. Oysa askerlik dönüşü işe alınmama ile klasik anlamda işe iade birbirinden tamamen farklı iki hukuki kurumdur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) incelediğimiz kararı bu ayrımı en yüksek içtihat merciinde, bağlayıcı biçimde ortaya koyuyor ve sonucu birçok işçinin beklentisinin tersine çıkıyor.
Karar, bir Hukuk Genel Kurulu direnme kararı olması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir: Yerel mahkeme, Özel Daire'nin bozmasına rağmen kararında direnmiş; HGK ise Daire'nin görüşünü benimseyerek direnme kararını bozmuştur. Bu yazıda kararı; olayı, yargılama seyrini, dayanağını, daireler arası tutarlılığı ve pratik sonuçlarını adım adım ele alıyorum.
1. Olayda Ne Oldu?
Davacı işçi, davalı şirkette 09.03.2010 – 31.07.2012 tarihleri arasında tekniker olarak, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışmıştır. İşçi, muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmek üzere 31.07.2012 tarihinde istifa ederek işten ayrılmış ve bu fesih nedeniyle kıdem tazminatını da almıştır (2012 Temmuz bordrosunda tahakkuk ettirilerek ödenmiştir).
Askerlik hizmetini tamamlayan işçi 01.02.2013 tarihinde terhis olmuş; bundan önce, 23.01.2013'te işveren kayıtlarına giren dilekçesiyle görevine geri dönmek istediğini bildirmiştir. İşveren, dilekçeye "uygun değildir" şerhi düşerek işçiyi işe almamıştır. Bunun üzerine işçi, işe iade talebiyle dava açmıştır.
2. Davanın Seyri: Yerel Mahkemeden Hukuk Genel Kuruluna
Bu kararın değeri, geçirdiği yargılama aşamalarında saklı:
- Yerel mahkeme (ilk karar): Davayı, işe iade istemiyle açılmış olsa da bir "tespit davası" olarak nitelendirip, askerlik dönüşü işe başlatılmamanın hukuka aykırı olduğunun tespitine karar vermiştir.
- Yargıtay 22. HD (bozma): İşçi sözleşmeyi kendisi (kıdem tazminatı alarak) feshettiğinden ortada feshedilebilecek bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla işe iade isteğinin mümkün olmadığını; m.31/4'ün yaptırımının tazminat olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
- Yerel mahkeme (direnme): Talebin aslında hukuka aykırılığın tespitine ilişkin olduğu, davacının buna "işe iade" demesinin hâkimi bağlamayacağı ve HMK m.26 uyarınca talepten azına karar verilebileceği gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.
- Hukuk Genel Kurulu (bozma): HGK, önce bir ön sorunu çözmüştür: Karar, m.18 vd. anlamında bir işe iade kararı olmadığından kesin değildir; bu nedenle direnme önünde usuli engel yoktur. Esasta ise Daire'nin bozma gerekçesini benimseyerek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
3. İş Kanunu m.31/4 Ne Diyor?
Uyuşmazlığın dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 31. maddesinin 4. fıkrasıdır:
"Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder."
Bu fıkra, işverene bir işe alma yükümlülüğü yükler. Ancak dikkat: yükümlülüğün ihlali halinde öngörülen sonuç, işçinin eski sözleşmesine dönmesi (işe iade) değil, üç aylık ücret tutarında tazminattır. Hüküm "herhangi bir askeri ödev"den söz ettiğinden, yalnızca muvazzaf askerlik için değil her türlü askeri ve kanuni ödev nedeniyle işten ayrılan işçileri kapsar.
4. Yargıtay'ın Kritik Ayrımı: İşe İade ≠ İşe Alma Yükümlülüğü
Kararın özü, iki kurumun hukuki niteliğinin farklı olmasıdır:
- İşe iade, devam eden bir iş sözleşmesinin işveren tarafından geçersiz biçimde feshedilmesi halinde, feshin geçersizliğinin tespitiyle işçinin eski işine dönmesini sağlayan iş güvencesi kurumudur (İş Kanunu m.18-21).
- Askerlik dönüşü işe alma ise, sözleşmesi zaten sona ermiş bir işçinin, kanunen tanınan öncelik hakkı çerçevesinde yeni bir iş sözleşmesiyle işe alınmasıdır.
HGK'nın belirleyici tespiti şudur: İşçi askerlik sebebiyle iş sözleşmesini kendisi feshetmiştir. Bu nedenle askerlik dönüşünde, mevcut olmayan bir sözleşmenin işverence feshinden söz edilemez. Öğretide de aynı görüş savunulmaktadır (Süzek, S.: İş Hukuku, 11. Baskı, İstanbul 2015, s.335).
"Askerlik dönüşü işe alınmayan işçi İş Kanununun 18 vd. hükümlerine dayanarak işe iade davası açamaz. İş güvencesinden yararlanamaz."
Bu yaklaşım yalnızca 22. HD ve HGK ile sınırlı değildir; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de aynı görüştedir. 9. HD, E. 2013/8361, K. 2013/31247 sayılı kararında, askerlik için istifa edip kıdem tazminatını alan işçinin dönüşünde işverenin onu işe başlatma zorunluluğu bulunmadığını, sözleşmenin işçi tarafından feshedildiğini ve işverence gerçekleştirilen bir fesih olmadığını belirterek yerel mahkemenin kabul kararını bozarak ortadan kaldırmış ve davayı reddetmiştir.
5. Askerlik Süresince Sözleşme Askıya Alınır mı? "Askı Hali" Tartışması
İşe iade talebini ayakta tutmak için en sık başvurulan argüman şudur: "Muvazzaf askerlik süresince iş sözleşmesi askıdadır; dönüşte işe başlatmama, işverenin feshi anlamına gelir ve işe iade açılabilir." Yargıtay bu argümanı da kabul etmemektedir.
Yargıtay 9. HD, E. 2019/2990, K. 2019/19191 (05.11.2019) kararında, Bölge Adliye Mahkemesi tam da bu gerekçeyle (sözleşmenin askerlik süresince askıda olduğu ve işverenin sonraki yazısıyla feshedildiği) işe iadeye hükmetmişti. 9. HD bu kararı bozarak ortadan kaldırmış ve şu ilkeleri ortaya koymuştur:
- 4857 sayılı Kanun m.31, muvazzaf askerlik sebebiyle doğrudan bir askı hali öngörmez. Aksine askerlik nedeniyle ayrılma fesih olarak düzenlenmiş; askerlik sonrası başvuru halinde yeniden iş sözleşmesi yapma yükümlülüğü ve buna aykırılığın yaptırımı (üç aylık ücret tazminatı) ayrıca gösterilmiştir.
- Sözleşmenin askıya alındığından söz edebilmek için tarafların karşılıklı ve açık iradelerinin bu yönde birleşmesi gerekir. İşçinin "özlük haklarımın korunmasını / askerlik dönüşü yeniden işe alınmayı talep ederim" şeklindeki dilekçesi bir askı anlaşması değildir; bu yazının kurum içi yazışmaya konu olması da tarafların askı konusunda anlaştığı anlamına gelmez.
- Bu nedenle sözleşme, işçinin askerlik için ayrıldığı tarihte işçi tarafından feshedilmiş sayılır. İşverenin sonradan gönderdiği "göreviniz sonlandırılmıştır" yazısı bir işveren feshi olarak değerlendirilemez; işe başlatılmama tarihi de fesih sayılmaz.
Bu kararın pratikte iki çarpıcı sonucu vardır:
- Hak düşürücü süre işçinin kendi feshinden (ayrılış tarihinden) işlemeye başlar. İşçi, işe alınmama tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmış olsa bile, askerlik ödevi sonrası işe alınmama ona işe iade davası açma hakkı vermediğinden dava süre yönünden de dinlenemez.
- İlke, kıdem tazminatının ödenip ödenmediğinden bağımsızdır. Bu olayda Bölge Adliye Mahkemesi, ayrılışta kıdem tazminatı ödenmemiş olmasına dayanarak askı halini kabul etmişken; 9. HD yine de sözleşmenin işçi tarafından feshedildiği sonucuna varmıştır. Belirleyici olan, tarafların askıya dair ortak iradesinin bulunmamasıdır.
6. Mahkeme İşe İade Davasını "Tespit Davası"na Çeviremez: Taleple Bağlılık İlkesi
Yerel mahkeme, işçinin talebine "işe iade" demesinin kendisini bağlamayacağını, davayı bir tespit davası olarak görüp hukuka aykırılığı tespit edebileceğini savunmuştur. HGK bunu da kabul etmemiştir.
HMK m.26'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca hâkim, tarafların talepleriyle bağlıdır; talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez (yalnızca talep sonucundan daha azına karar verebilir). İşe iade istemiyle açılan bir davayı, mahkemenin kendiliğinden "işe başlatmamanın hukuka aykırılığının tespiti" davasına dönüştürmesi, talep edilenden başka bir şeye karar vermek anlamına gelir ve bu ilkeye aykırıdır.
7. Tespit Değil, Eda Davası: Hukuki Yarar Yokluğu
HGK'nın bir diğer önemli gerekçesi hukuki yarar ekseninde:
Tespit davası açan davacının, HMK m.106 uyarınca dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Bir hakka eda (edim) davasıyla ulaşılabiliyorsa, aynı konuda tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur; çünkü tespit hükmü cebri icraya elverişli değildir.
Somut olayda işçinin hakkı bellidir: m.31/4 uyarınca üç aylık ücret tutarında tazminat. İşçi bu tazminatı doğrudan bir eda davasıyla isteyebileceğine göre, "işe başlatmama hukuka aykırıdır" şeklinde bir tespit kararı almakta hukuki yararı yoktur.
"...davacı işçinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 31/4'üncü maddesi uyarınca 'üç aylık ücret tutarında tazminat' istemini içeren eda davası açması gerektiğinden, tespit kararı verilmesinde de hukuki yararı olduğundan söz edilemez."
8. Peki İşçinin Hakkı Ne? Üç Aylık Ücret Tutarında Tazminat
İşçiler açısından kararın en kritik mesajı budur. Askerlik dönüşü işe alma yükümlülüğü hukuken vardır; ancak ihlalinin yaptırımı idari para cezası değil, cezai nitelikte bir tazminattır ve bu tazminat ancak eda davasıyla istenebilir.
Pratikte işçinin doğru yolu: İşe iade veya tespit davası değil, m.31/4'e dayalı üç aylık ücret tutarında tazminat için eda davası açmak. Hak kazanma koşullarınızı ve doğru dava türünü hızlıca değerlendirmek için Askerlik Dönüşü İşe Başlatmama Tazminatı Asistanı aracımızı; tazminata esas ücret kalemleri için diğer İş Hukuku hesaplama araçlarımızı kullanabilirsiniz.
9. Tazminat Otomatik Değil: Boş Kadro ve Süre Araştırması
İşçi doğru yolu izleyip eda davası açsa bile, üç aylık tazminat kendiliğinden hükmedilen bir alacak değildir. Yargıtay, tazminatın koşullarının somut olayda gerçekten oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini istikrarla vurgular:
- Yargıtay 22. HD, E. 2017/11856, K. 2018/8051: İşe başlatmama tazminatına hükmeden yerel mahkeme kararı, davacının çalışabileceği bir kadro (boş yer) olup olmadığı ve davacının talebine rağmen yerine yeni biri alınıp alınmadığı araştırılmadığı için bozulmuştur. Daire, gerektiğinde insan kaynakları uzmanı bilirkişi görevlendirilerek, hatta yerinde inceleme yapılarak bu hususun belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 22. HD, E. 2014/21166, K. 2015/34184: Aynı doğrultuda; davacının askerlik bitiminden sonra işverene başvurup başvurmadığı, başvurmuşsa bunun kanuni iki aylık süre içinde olup olmadığı ve işverenin işten ayrılma tarihindeki şartlarda işe başlatma imkânı bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verilmesi, eksik inceleme sayılarak bozma sebebi yapılmıştır.
Özetle tazminatın doğması için: (i) süresinde başvuru, (ii) boş yer/uygun kadro veya boşalacak ilk işte tercih imkânı, (iii) işverenin buna rağmen işe almaması koşulları birlikte araştırılır.
10. İşe Alma Yükümlülüğünün Şartları
m.31/4'teki yükümlülüğün doğması için aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Ödev nedeniyle ayrılma | İşçinin askeri veya kanuni bir ödev dolayısıyla işten ayrılmış olması |
| İki aylık süre | Ödevin sona ermesinden itibaren iki ay içinde işe girmek için başvuru |
| Boş yer / öncelik | Boş yer varsa derhal; yoksa boşalacak ilk işte diğer isteklilere tercih |
| Eski veya benzeri iş | Eski işi ya da benzeri bir işte, o andaki şartlarla |
Bu şartlar mevcutken işveren iş sözleşmesi yapmaktan kaçınırsa, yaptırım üç aylık ücret tutarında tazminat olarak devreye girer.
11. Benzer Bir Yükümlülük: Maluliyet Sonrası İşe Alma (m.30/5)
İş Kanunu, m.31'e paralel bir işe alma yükümlülüğünü maluliyet hâli için de öngörür. m.30/5'e göre, bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerine başvurduğunda işveren onları boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe tercih ederek almak zorundadır. Bu yükümlülüğe uymayan işveren ise altı aylık ücret tutarında tazminat öder. İki düzenleme de işverenin sözleşme yapma özgürlüğüne sosyal nedenlerle getirilen sınırlamalardır; yaptırımları tazminattır, işe iade değil.
12. Taşeron – Asıl İşveren İlişkisinde Rücu Boyutu
Bu uyuşmazlıklar çoğu zaman alt işveren (taşeron) – asıl işveren ilişkilerinde gündeme gelir; çünkü işe alma talebi pratikte hem taşerona hem de asıl işverene yöneltilir.
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E. 2023/87, K. 2025/335 sayılı (08.05.2025) kararı bu boyutu somutlaştırır: İlgili iş mahkemesi dosyasında işçinin askerlik dönüşü işe başlatılmama tazminatı talebi reddedilmiş (yerleşik içtihatla uyumlu olarak), buna karşılık kıdem tazminatı kısmen kabul edilmiştir. Asıl işveren konumundaki idare, icra tehdidi altında ödediği bu işçilik alacaklarını, aralarındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca işçiyi fiilen çalıştıran taşeron firmalardan rücuen geri istemiş; mahkeme, her yüklenicinin kendi dönemine düşen kısımdan sorumlu olduğunu kabul ederek rücu talebini kabul etmiştir.
Pratik sonuç: İşe alma/işten çıkış kaynaklı ödemeler, taşeron sözleşmelerindeki sorumluluk hükümleri uyarınca nihayetinde alt işverene yansıyabilir. İhale ve hizmet alım sözleşmelerindeki rücu ve sorumluluk maddeleri bu nedenle kritik öneme sahiptir.
13. İşçi ve İşveren İçin Pratik Sonuçlar
İşçi iseniz:
- Askerlik dönüşü işe alınmadıysanız, doğru talep işe iade veya tespit değil, m.31/4'e dayalı üç aylık ücret tutarında tazminat için eda davasıdır.
- Başvurunuzu, askerlik hizmetinin bitiminden itibaren iki aylık süre içinde ve ispatlanabilir biçimde (yazılı/ihtarname) yapın.
- "Boş yer yok" savunmasına karşı, başvuru tarihinde veya sonrasında eş değer bir pozisyonun doldurulup doldurulmadığını araştırın; bu husus davanın kaderini belirler.
- Sözleşmenin "askıda" sayılmasını istiyorsanız, bunu işverenle açık ve karşılıklı biçimde yazılı olarak kararlaştırın; aksi halde ayrılışınız fesih sayılır.
İşveren iseniz:
- Askerlik dönüşü başvuran eski işçi için işe iade yükümlülüğünüz yoktur; ancak m.31/4 kapsamında işe alma önceliği ve boş yer varsa alma yükümlülüğünüz bulunabilir.
- Şartlar oluştuğu halde işe almaktan kaçınmak, üç aylık ücret tutarında cezai tazminat riski doğurur. Boş kadro durumunu ve işe alma kararlarını belgeleyin.
- Alt işveren olarak çalışıyorsanız, asıl işverenin ödediği tutarlar sözleşme gereği size rücu edilebilir; sorumluluk paylaşımını sözleşmeyle netleştirin.
14. Emsal Kararlar
- Yargıtay HGK, E. 2015/1608, K. 2018/448 (07.03.2018): İşe iade/tespit talebi reddedilmeli; doğru yol m.31/4 kapsamında eda davasıdır.
- Yargıtay 22. HD, E. 2014/11565, K. 2014/11387 (05.05.2014): HGK'nın onadığı daire kararı; askerlik için istifa edip kıdem alan işçi işe iade isteyemez.
- Yargıtay 9. HD, E. 2013/8361, K. 2013/31247 (28.11.2013): Daireler arası tutarlılık; işverence fesih bulunmadığından dava reddedilmiştir.
- Yargıtay 9. HD, E. 2019/2990, K. 2019/19191 (05.11.2019): Askerlikte sözleşme kendiliğinden askıya alınmaz; askı için tarafların karşılıklı açık iradesi gerekir. Sözleşme işçi tarafından feshedilmiş sayıldığından işe iade reddedilmiştir.
- Yargıtay 22. HD, E. 2017/11856, K. 2018/8051 (28.03.2018): İşe başlatmama tazminatı için boş kadro/işe başlatma imkânı, gerekirse İK uzmanı bilirkişi ile araştırılmalıdır.
- Yargıtay 22. HD, E. 2014/21166, K. 2015/34184 (10.12.2015): Başvurunun süresinde olup olmadığı ve işe başlatma imkânı araştırılmadan tazminata hükmedilemez.
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/87, K. 2025/335 (08.05.2025): İşe başlatmama tazminatı reddedilen; ödenen işçilik alacakları için asıl işverenin taşerona rücusu kabul edilmiştir.
Sonuç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararı, popüler söylemdeki "askerden döneni işveren almayabilir" algısını en yüksek içtihat merciinde hukuki zemine oturtuyor: İşveren, şartlar oluştuğunda işe alma yükümlülüğü altındadır; ancak bu yükümlülüğü ihlal etmesi işçiye işe iade değil, üç aylık ücret tutarında tazminat hakkı verir. Askerlik nedeniyle ayrılan işçi, sona ermiş sözleşmesini işe iade davasıyla canlandıramaz; sözleşme ancak tarafların açık ortak iradesiyle askıya alınabilir, mahkeme de işe iade davasını tespit davasına çeviremez. İşçinin tek doğru yolu, tazminat için bir eda davası açmaktır; üstelik bu tazminat dahi, boş kadro ve süresinde başvuru koşulları araştırıldıktan sonra hükmedilir.
Bu ayrımlar, açılacak davanın türünü ve dolayısıyla davanın kaderini doğrudan belirlediğinden, somut olayda doğru hukuki yolun seçilmesi büyük önem taşır.
Bu yazı hukuki danışmanlık niteliği taşımayıp bilgilendirme amaçlıdır. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Hasan İmer Akın · İstanbul Barosu No: 83960